24 TEMMUZ GAZETECİLER VE BASIN BAYRAMI MESAJI

Türk Basınında sansürün kaldırılışının yıl dönümü olan bugünde, tüm basın mensuplarımızın “24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı kutluyorum.
Demokrasimizin vazgeçilmez unsurlarından olan basın, halkın haber alma ihtiyacını karşılaması açısından önemlidir. Milletimizin doğru haber alma noktasında, basın kuruluşlarımızın özgür, tarafsız ve objektif olarak görevlerini yerine getirmesi, ülkenin demokratik gelişmelerine olanak sağlamaktadır.
Dünyanın değişik kriz bölgelerinde ve çatışma ortamlarında görev yapan birçok gazeteci zaman zaman ağır bedeller ödemekte, bazen de görevleri uğruna canlarını feda etmektedirler.
Bir kamu görevi yapan basın kuruluşları, halkın haber alma özgürlüğüne de büyük katkı sunmaktadır. Bunun en somut örneğini, 15 Temmuz 2016’da hain FETÖ darbe girişiminin önlenmesinde basının katkısının çok büyük olduğunu gördük.
15 Temmuz 2016 gecesi hain darbe girişimine karşı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın demokrasi için direniş çağrısını gayret ve cesaretle kahraman milletimize ve dünyaya duyurulmasındaki azmini takdirle karşılıyoruz. 
Değerli basınımızın 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.

Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi

“İSRAİL’İN HAREM-İ ŞERİFTE İBADETİ ENGELLEMESİ AÇIK BİR İNSAN HAKLARI İHLALİDİR”

Bir insan hakları kurumu olan Kamu Denetçiliği Kurumu olarak, özellikle son dönemde Kudüs’te Mescid-i Aksa civarında yaşanan hadiselerden büyük rahatsızlık duymakta ve İsrail Devletinin insan hakları ihlallerini şiddetle kınamaktayız.

Güvenlik ya da terörle mücadele bahanesiyle özellikle Mescid-i Aksa’nın yani Harem-i Şerif’in etrafının sarılması, metal detektörler konması, Filistinli Arap ve diğer Müslüman bireylerin bu kutsal ibadet yerlerine girişlerinin zorlaştırılması ve engellenmesi en temel insan haklarından din ve ibadet özgürlüğünün ihlal edilmesi olup asla kabul edilemez.

Mescid-i Aksa’nın statüsünün korunması, Filistinlilerin sahip olduğu en doğal ve uluslararası haktan doğan en temel haklarıdır. Buradan geri adım atılması söz konusu olamaz. Filistin halkı, yalnız değildir, Mescid-i Aksa yalnız değildir. Mescid-i Aksa, İsrail’in bir mülkü değildir, orası Filistinlilerindir, bütün Müslümanlarındır.

İsrail bu şekilde davranarak sadece uluslararası hukuku ihlal etmekle kalmıyor aynı zamanda Müslümanların insan haklarını yani din ve ibadet özgürlüğünü de uluslararası anlaşmalara aykırı şekilde ihlal etmektedir. Müslümanlar hür bir şekilde hiçbir kısıtlamaya tabii olmaksızın kutsal mekânları olan Mescid-i Aksa’da ibadet en doğal hakkıdır.

Acaba herhangi bir İslam ülkesinde Hristiyanların veya Yahudilerin dini mabetlerine, kutsal mekânlarına giriş çıkışlarda böyle kısıtlamalar getirilseydi İnsan Hakları örgütlerinin ve Batılı ülkelerin tepkisi nasıl olurdu? Kamu Denetçiliği Kurumu olarak BM’yi, AB’yi, İnsan Hakları Örgütlerini, Dünya Ombudsmanlarını bu açık insan hakkı ihlaline karşı seslerini çıkarmaya, kınamaya ve harekete geçmeye davet ediyoruz.

Kamu Denetçiliği Kurumu olarak İsrail’i bu zalimce uygulamalarına son vermeye ve Müslümanların temel insan haklarına saygılı olmaya çağırıyoruz.

 

NOT: Bu açıklama Ankara’daki Büyükelçilerin hepsine gönderilmiştir.                                                                                               

Şeref MALKOÇ

                                                                                             Kamu Başdenetçisi

  

BASIN AÇIKLAMASI

Odatv isimli internet sitesinde 07.07.2017 tarihinde yayınlanan “Rusya’dan Türkiye’ye zorunlu din dersi uyarısı” başlıklı haber gerçekleri yansıtmamakta ve maksatlı bir şekilde yanıltmak amacıyla hazırlanmıştır.

Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç ve beraberindeki heyet Rusya Federasyonu İnsan Hakları Yüksek Komiseri Tatyana Moskalkova’nın davetlisi olarak 04-06 Temmuz 2017 tarihlerinde resmi bir ziyaret gerçekleştirmişlerdir.

Bilindiği üzere Kamu Denetçiliği Kurumu ile Rusya Federasyonu İnsan Hakları Yüksek Komiserliği arasında 03.03.2017 tarihinde bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. İmzalanan bu anlaşmanın amacı Türkiye ile Rusya halkları arasındaki dostluğu, güveni ve karşılıklı anlayışı kuvvetlendirmeye katkıda bulunmaktır. Antlaşma sonrası taraflar Türkiye Cumhuriyeti topraklarındaki Rus vatandaşlarının ve ayrıca Rusya Federasyonu topraklarındaki Türk vatandaşlarının haklarının ve özgürlüklerinin ihlal edilmesi ile ilgili olarak birbirlerini derhal bilgilendirmekte ve ayrıca kendi yetkileri dahilinde haklarının iadesine de katkıda bulunmaktadırlar. Taraflar, kendi yetkileri dahilinde, Rusya Federasyonu topraklarındaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ve Türkiye Cumhuriyeti topraklarındaki Rusya Federasyonu vatandaşlarının şikayetlerini kabul etmekte ve çözüme kavuşturmaktadır

Bu çerçevede gerçekleşen ziyaret başarı ile sonuçlanmıştır. Rusya İnsan hakları Yüksek Komiserliği öncelikle heyetimize Kurumlarının işleyişi ile ilgili brifing vermiştir. Brifing sonrasında Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç Kamu Denetçiliği Kurumunun işleyişi ile ilgili kısa bir bilgilendirme yapmış ve Türkiye’nin mevcut durumu ve ile ilgili açıklamalar yapmıştır. Başdenetçi Malkoç iki önemli konuyu ön plana çıkarmıştır. Bunlardan birincisi Türkiye’nin Birleşmiş Milletler kayıtlarına göre Dünya’da en fazla kayıtlı mülteciyi barındıran ülke olduğudur. Türkiye, Suriye ve Irak’ta yaşanan iç savaşlardan ve terör olaylarından kaçan 4 Milyona yakın mülteciyi en iyi şekilde barındırmaktadır. Başdenetçi Malkoç ikinci olarak Rus heyetin dikkatini Türkiye’nin mücadele ettiği terör örgütlerine ve 15 Temmuz hain darbe girişimine çekmiştir. Başdenetçi Malkoç Türkiye’nin 40 yıldır eli kanlı terör örgütleri olan PKK, FETÖ ve DAEŞ’le mücadele ettiğini belirtmiştir. Ayrıca 15 Temmuz hain darbe girişiminin Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde Türk Milletinin cesareti ile bertaraf edildiğini ifade etmiştir.

Karşılıklı konuşmalar sırasında her iki heyette kendi vatandaşlarının diğer ülkede yaşadıkları sorunlardan bahsetmiş ve bu sorunların çözümünde vatandaşlarına yardımcı olunmasını ifade etmiştir. Bu çerçevede Rus heyet ilk olarak Türkiye’de vefat eden Rus vatandaşların ölüm raporlarının geç geldiğini ve bunun miras gibi konularda sıkıntı yaşattığını belirtmiştir. Ayrıca Türk-Rus vatandaşların evliliklerinden olan çocukların durumunu ifade etmiş, haberde bahsi geçen din dersleri için vaftiz belgesi zorunluluğu konusunda yardım talep etmiş ve en son olarak da sınır kapılarında isim benzerliğinden yaşanan sorunlardan bahsetmiştir. Bu bahsedilen konularda tamamıyla yapılan mutabakat zaptına uygun yardım talep etmişlerdir. Buna karşılık heyetimizde bu sorunların mevzuatımıza uygun olarak incelenmesi için Türkiye’de sorun yaşayan Rusların Kurumumuza bizzat başvuru yapmaları gerektiğini belirtmişler ve Rusça da başvuru aldıklarını ifade etmişlerdir. Heyetimiz görüşmede ayrıca Rusya’da yaşayan Türk vatandaşların ve özellikle iş adamlarımızın yaşadıkları sorunlara dikkat çekmiştir. Bu sorunlara çözüm bulunmasını rica etmiştir.

Rusya Federasyonu İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ile Kurumumuz arasında imzalanan bu antlaşmanın ve görüşmelerin en önemli yararlanıcısı Rusya’da milyarlarca dolar yatırım yapan iş adamlarımız ve vatandaşlarımızdır. Bu antlaşma ve görüşme ile Rusya’da yaşayan vatandaşlarımızın insan haklarını ve hukuklarını korumak daha mümkün hale gelmiştir. Heyetimiz bu kapsamda Moskova Büyükelçiliğimizde iş adamlarımız, STK temsilcilerimiz ve vatandaşlarımızla bir araya gelmiştir. Onların sorunlarını dinlemiş ve not alınan bu sorunların çözülmesi için Rus muhataplarıyla sürekli iletişim halindedir.

Bahsi geçen haberin orijinali turkrus.com haber sitesinde “Rus ombudsman, Türk-Rus çocukları için zorunlu din dersinden muafiyet formülü önerdi” şeklinde yer almış ve haberin hiçbir yerinde uyarı vs. kelimelere yer verilmemiş iken Odatv’nin haberin başlığında bu kelimeyi kullanması maksatlıdır. Bilgi alışverişi ve ilgili konularda karşılıklı yardım taleplerinden ibaret olan görüşmeyle ilgili haberi aktaran odatv adlı internet sitesinin haber başlığında maksatlı bir şekilde “uyarı” kelimesini kullanmak suretiyle ikili ilişkilerin bozulması gayreti ve kurumları yıpratmak çabası içine girmiş olduğu açıktır. Bu anlayış gazetecilik ilkeleri ve basın ahlakı ile bağdaşmamaktır.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

 

Kamu Denetçiliği Kurumu

TEKZİP ve BASIN AÇIKLAMASI

Başdenetçi Şeref Malkoç: Bu haber yalan ve maksatlı bir haberdir.

Başta Oda TV isimli internet sitesi olmak üzere internet haber sitelerinde şahsımı doğrudan hedef alan yalan ve maksatlı bir haber yayınlanmıştır.

Anayasamızın 74. maddesinde yer alan, Kamu Denetçiliği Kurumu; “Kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere” 6328 sayılı Kanunla 29.06.2012 tarihinde kurulmuştur.

KDK kurulduğu günden itibaren kendisine idare ile ilgili yapılan otuz bin şikâyeti çözüme kavuşturmuştur. 

Başdenetçi Malkoç: Kurumumuz, referandumla ilgili İncelenemezlik Kararı verdi. 

16 Nisan 2017 tarihinde yapılan Anayasa değişikliği halkoylaması ile ilgili de Kurumumuza çeşitli başvurular yapılmış ve bu başvurularla ilgili Kurumumuzca İncelenemezlik Kararı verilmiştir.

Bilindiği gibi 2013-2015 yılları arasında iki yıl boyunca AK Partinin Yüksek Seçim Kurulu temsilcisi olarak görev yaptım. Bu sürede 2 milletvekilliği genel seçimi (07 Haziran ve 01 Kasım 2015), 1 yerel seçim (30 Mart 2014) ve 1 Cumhurbaşkanlığı seçimi (10 Ağustos 2014) olmak üzere 4 seçim tecrübesi yaşadım.

30 yıllık bir siyasetçi ve Türkiye’de seçim hukukuna en vakıf  hukukçulardan biri olarak YSK’nın Anayasamız ve kanunlarımızdaki yerini ve Anayasamızın 79. Maddesinde belirtildiği üzere, YSK kararlarına karşı Danıştay dahil hiçbir makam ve mercie itiraz edilemeyeceğini iyi bilirim.

Malkoç: Hiçbir parti ve partiliyle görüşmedim. 

Bu çerçevede YSK’nın 16 Nisan referandumu hakkında verdiği kararları ile ilgili hiçbir CHP’liyle görüşmem olmadığı gibi herhangi bir CHP’liye de böyle mantıksız ve hukuk dışı bir yol göstermem söz konusu değildir.

Sonuç olarak bahsi geçen haberin gerçekle en ufak bir ilişkisi yoktur. Söz konusu haber şahsıma yönelik ve kasıtlıdır.

İlgili haber sitelerinden bu gerçek dışı haberi düzeltmelerini ve yayından kaldırmalarını talep ediyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

  Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

 

 

                                                                                                                                                                                                                                                                                                             

 

TERÖR MESAJI

Terör bir insanlık suçudur. Terörün dini, imanı mezhebi ve mekânı olmaz. 2017 yılına girdiğimiz ilk saatlerde İstanbul Ortaköy’de insanlığa ve insanların hayatına kastedilerek yapılan aşağılık saldırıyı lanetliyorum.

Maalesef müşahede etmekteyiz ki terör hızla devletlerin birbirleriyle karşılıklı olarak konuşma dillerinden biri haline gelmektedir. İnsanlığın barışçı bir yol olarak seçtiği ve yüzyıllardır uyguladığı diplomasinin yerine, bazı ülkeler ve uluslararası güçler tarafından terör yönteminin benimsendiği görülmektedir.

Üzülerek belirtmek isteriz ki terör hafife alınmakta ve senin-benim teröristim ya da iyi-kötü terör ayrımı yapılmaktadır. Terör örgütlerine utanmadan gizli veya açık, lojistik ve silah desteği verilmektedir.

Türkiye terörden çok çekmiş ülkedir. Dünyadaki bütün terör örgütlerinin hedefi haline gelmiştir. Bu kendiliğinden rastgele olmuş bir durum değildir. DAEŞ’ten PKK’ya, PYD’den FETÖ’ye dünyanın en kanlı terör örgütlerinin hedefi haline gelmiştir, getirilmiştir.

Türkiye, terörle mücadelesinde ABD, AB ve diğer ülkeler tarafından yalnız bırakılmıştır. Ancak insanlık düşmanı olan bu terör örgütleriyle mücadelesini yalnız da kalsa sonuna kadar sürdürecek, terörün üstesinden gelecek ve terörün arkasındaki gizli ya da açık destekçilerini de ifşa edecektir.

Türkiye Ombudsmanlığı olarak, her zaman insan haklarından, hakkaniyetten ve adaletten yana olduk. İnsanlık düşmanı olan teröre karşı mücadeleyi uluslararası alanda destekledik. Böyle de yapmaya devam edeceğiz.

Türk milletine ve devletine ısrarla terör yoluyla mesaj vermeye çalışanlara bu aşağılık mesajı almayacağımızı, böyle bir geleneğimizin olmadığını, Türkiye’nin her dönemde diplomasiyi, hukuku, insan haklarını, meşruiyeti önde tuttuğunu ve tutmaya da devam edeceğini belirtmek isterim.

Türkiye bir taraftan DAEŞ gibi, PKK gibi, PYD ve FETÖ gibi terör örgütleriyle mücadele ederken diğer yandan Birleşmiş Milletlere kayıtlı mültecilerin yarısından fazlası olan 3,5 milyon Suriyeliye ev sahipliği yapmaktadır. İnsanlığın onurunu ve haysiyetini korumaktadır. Suriye’ye barışın gelmesi için elinden geleni yapmaktadır.

Bütün dünya bilsin ki Türk Milleti ve Devleti terör örgütlerinin üstesinden gelecektir. Kaos oluşturma gayreti içerisinde olanlara, huzurumuzu bozmaya çalışanlara gereken dersi verecektir.

Bu vahşi saldırı sebebiyle bütün insanlığa başsağlığı diliyorum, ölenlerin yakınlarına sabır, yaralılara ise acil şifalar diliyorum.

                                                                             

ŞEREF MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi