KDK: Promosyon protokolü işe sonradan başlayacak personeli de kapsayacak şekilde yapılmalı

Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), banka ile yapılan promosyon protokolünden sonra göreve başlayan şikayet başvurucusuna promosyon ödenmesi yönünde karar verdi.

Bir kurumdan başka bir kuruma naklen atanan şikayet başvurucusu, her iki kurumun da aynı banka ile 3 yıllığına promosyon anlaşması imzaladığını, önceki kurumdan protokol gereği maaş almadığı 33 aylık sürenin promosyonunu ilgili banka şubesine iade ettiğini belirtti. Ancak yeni atandığı kurumun promosyon anlaşması gereği sonradan gelen personele promosyon ödenemeyeceği bilgisini alan başvurucu, 3 yıl boyunca bu promosyondan faydalanamayacağını belirterek, mağduriyetinin giderilmesi için çözümü KDK’da aradı.

“Banka promosyonu ödenmesi talebinin reddedilmesi hukuka ve hakkaniyete uygun değil”

Kuruma gelen yoğun şikayet başvurusu üzerine konuyu inceleyen Kamu Denetçiliği Kurumu yaptığı incelemeler sonucunda başvurucuyu haklı bularak, protokol tarihinden sonra göreve başlayan şikayetçiye, göreve başladığı 2015 yılı ile söz konusu protokolün geçerli olduğu son tarih olan 2018 yılları arasında hesaplanacak promosyon ücretinin ödenmesi yönünde karar verdi. KDK, başvuranın banka promosyonu ödenmesi talebinin reddedilmesi işleminin hukuka, hakkaniyete ve eşitlik ilkesine uygun olmadığını tespit etti.

KDK, banka ile maaş ödeme karşılığında yapılan protokollerde, anlaşma yapılan yıllar bazında idarelerine atanabilecek başka personelin de olabileceği öngörüsünün dikkate alınarak, protokolün sonradan başlayacak personeli de kapsayacak şekilde yapılması gerektiği, protokoller ile bu hususun karşılanamaması durumunda ise, toplam promosyon miktarından belli bir kısmın ihtiyari olarak ayrılarak yeni başlayan personele promosyon olarak verilmesi gerektiğini belirledi.

KDK, protokol süresi içerisinde yeni başlayan personelin olmaması durumunda ise ihtiyari olarak ayrılan bu miktarın da mevcut personele dağıtımının yapılması gerektiğini belirtti. İleride yaşanabilecek benzer problemlerin önüne geçilmesi amacıyla, bundan sonra yapılacak protokollerde bu durumların göz önünde bulundurularak protokolün sonradan başlayacak personeli de kapsayacak şekilde yapılması hususunda ilgili belediye başkanlığına tavsiye kararı gönderdi.

Hakkında Uygulanan İhtar Puanı Cezasının İptal Talebi Hakkında

2

T.C.

KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

 

ŞİKAYET NO :2015/5715
KARAR TARİHİ :09/05/2016
RET KARARI
ŞİKAYETÇİ :
ŞİKAYETÇİ VEKİLİ :
ŞİKAYET EDİLEN İDARE : …. Valiliği
ŞİKAYETİN KONUSU : Hakkında    uygulanan ihtar   puanı  cezasının iptal
talebi hakkındadır.
ŞİKAYET BAŞVURU TARİHİ : 15/12/2015
I. USÛL

 

  1. Şikayet Başvuru Süreci

 

1) Şikâyet başvurusu, Kurumumuza e-başvuru yolu ile gönderilen 15/12/2015 tarih ve 12897 sayı ile kayıt altına alınan gerçek kişiler için şikâyet başvuru formu vasıtasıyla yapılmıştır. Şikâyet başvurusunun karara bağlanması için 28/3/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 41/1-a maddesi ve İmza Yetkileri Yönergesinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, şikâyetin incelenmesine ve araştırmasına geçilmiştir.

 

  1. Ön İnceleme Süreci

 

2) Yapılan ön inceleme neticesinde; şikâyet konusunun Kurumumuzun görev alanına girdiği şikâyetçinin menfaat ihlali koşulunu taşıdığı, idari başvuru yollarının tüketildiği, şikâyetin süresinde yapıldığı ve şikâyetin diğer ön inceleme konularında da eksikliğin bulunmadığı, bu nedenle şikâyetin incelenme ve araştırılmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

 

  1. OLAY VE OLGULAR

 

  1. Şikâyetçinin Konu Hakkındaki Açıklamaları ve İddiaları

 

3) …. .. Nolu Aile Sağlığı Merkezinde Aile Hekimi olarak görev yapmakta olan şikâyetçi, kendisine verilen 5 (beş) ihtar puanı cezasıyla ilgili olarak Kurumumuza yaptığı 15.12.2015 tarihli ve 2015/5715 nolu şikâyet başvurusunda; kendisine herhangi bir suç isnat edilmeden ifadesinin ve savunmasının alındığını, bu nedenle etkili savunma hakkını kullanmasının engellendiğini; verilen cezanın yasal bir dayanağının bulunmadığını, verilen cezanın dayanağı olan madde ile fiilin ilgisiz olduğunu ve kıyas yapılmak suretiyle ceza tatbiki yoluna gidildiğini; verdiği savunmanın yetersiz görülme gerekçesinin belirtilmediğini ve ceza verme işleminin zamanaşımına uğradığını iddia ederek, verilen idari cezanın iptal edilmesini talep etmektedir.

 

1 / 10

 

  1. İdarenin Şikâyete İlişkin Açıklamaları

 

4) Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Kurumumuzun talebi üzerine …. Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından gönderilen yazı ekinde yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden özetle;

 

4.1) İlde adli tabiplik hizmetlerinin 25/01/2013 tarihli ve 28539 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin Çalışma Saatleri başlıklı 10 uncu maddesinin 5 inci bendine göre tanzim edilen nöbet listesine göre yürütüldüğü, …./2015 – …./2015 tarihleri arasındaki Merkez İlçe Adli Tabiplik Hizmetleri Nöbet Listesinin Valilik Makamının …../2015 tarihli ve … sayılı oluru ile oluşturulduğu, bu olurda “ Nöbet listesinde mesai saatleri dışında merkez ilçe ve merkez ilçeye bağlı gezici hizmet sunulan bölgelerde ölü defin muayenelerinden listede ismi bulunan hekimlerin sorumlu olduğunun” uygun görüldüğü, bu olura istinaden …./2015-…./2015 tarihleri arasında Aile Hekimi Uzman Doktor ..’nin görevlendirildiği,

 

4.2) …./2015 tarihinde akşam saat 20:15 sıralarında vefat etmiş vatandaşın yakınlarının defin ruhsatı talep etmesi üzerine icap nöbetçisi şikayetçinin arandığı ancak şikayetçinin vakayı reddettiği, bu durumun tutanak altına alınarak şikayetçi hakkında Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler İle Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre disiplin soruşturması başlatıldığı, söz konusu yönetmelik uyarınca 5 ihtar puanı verilmesine karar verildiği,

 

4.3) Ayrıca şikâyetçinin …./2014 tarihinde sözleşme imzaladığı, bu sözleşme hükümleri ile yürürlükteki kanun, yönetmelik, genelge ve verilecek talimatlara, hasta haklarına, mesleki ve genel etik kurallarına uygun olarak aile hekimliği görevini ifa etmeyi sözleşme süresince kabul ettiği belirtilmiştir.

 

5) Yine Kurumuzun talebi üzerine Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumunca gönderilen yazıda özetle; 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu ile uygulama yönetmeliği konusunda bilgi verilerek …. Valiliğince yapılan inceleme sonucunda verilen ihtar ceza puanının mahiyeti itibariyle idarenin kesin idari işlemlerinden olduğu, verilen cezanın Valilik Makamının onayı ile kesinleştiği, konuyla ilgili iş ve işlemlerde ilgili mevzuat hükümlerine göre işlem tesis edildiği belirtilmiştir.

 

  1. Olaylar

 

  • Şikâyetçi, Sağlık Bakanlığı adına …. Valiliği ile 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesi uyarınca 2 yıl süreli Aile Hekimliği Sözleşmesini …./2014 tarihinde imzalamıştır.

 

  • 25/01/2013 tarihli ve 28539 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin Çalışma Saatleri başlıklı maddesine göre ….. Valiliğinin …../2015 tarihli ve …. sayılı “Oluru” ile oluşturulan “Merkez İlçe Adli Tabiplik Hizmetleri Nöbet Çizelgesi” uyarınca şikâyetçi …./2015-…./2015 tarihleri arasında görevlendirilmiş olup, bu görevlendirme oluru ….Halk Sağlığı Müdürlüğünün internet sitesinde …./2015 tarihinde yayımlanmıştır.

 

  • …./2015 tarihinde akşam saat 20:15 sıralarında vefat eden bir kişinin, yakınlarının defin ruhsatı talep etmesi üzerine icap nöbetçisi şikayetçinin arandığı ancak şikayetçinin “vakayı reddettiği” gerekçesiyle İl Ambulans Servisi Komuta Kontrol Merkezi nöbetçileri tarafından …./2015 tarihli tutanak düzenlenmiştir.


2 / 10

 

  • Söz konusu tutanak üzerine şikâyetçi hakkında, Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler İle Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre disiplin soruşturması başlatılmıştır.

 

  • Disiplin soruşturması sonucunda, şikâyetçinin bu fiili nedeniyle “Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliğinin”, Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puan Cetveli Başlıklı Ek-2’sinde belirtilen “Mesai dışı hizmet ve/veya nöbete mazeretsiz gelmemek” hükmü uyarınca “20 İhtar Puanı” ile cezalandırılması teklif edilmiştir.

 

  • Söz konusu disiplin soruşturma raporuna istinaden, şikayetçiden soruşturma konusu yazılarak savunma istenmiş olup, vermiş olduğu savunma yeterli görülmeyerek, …. Halk Sağlığı Müdürlüğünün …./2015 tarih ve … sayılı yazısıyla, şikayetçiye Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliğinin Ek-2’sinde yer alan Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetvelinde belirtilen “Mevzuatla verilen diğer görevleri yapmamak” fiilinin karşılığı olarak 5 ihtar puanı verilmesine karar verilmiş olup, bu husus …./2015 tarihinde şikayetçiye tebliğ edilmiştir.

 

  • Cezanın tebliği üzerine, şikâyetçi …./2015 tarihinde karara itiraz etmiş, ancak itirazı Valilik Makamının …./2015 tarihli ve 2015/.. sayılı kararıyla reddedilmiştir.

 

  1. Kamu Denetçisi Muhittin MIHÇAK’ın İnceleme ve Araştırma Bulguları

 

13) Şikâyet başvurusunun incelenmesi aşamasında, Kurumumuzun …./2015 tarihli ve …. sayılı yazıları ile …. Valiliği ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığından konuyla ilgili bilgi ve belgeler istenmiş, istenen bilgi ve belgeler ile görüş yazıları gönderilmiştir. Söz konusu bilgi ve belgeler ile değerlendirmelere “İdarenin Şikâyete İlişkin Açıklamaları” ve “Olaylar” başlıkları altında yer verilmiştir.

 

III. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

 

  1. İlgili Mevzuat

 

  • 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmü bulunmaktadır.

 

  • 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun Ek 33 üncü maddesinde; “… aile sağlığı merkezleri … nde haftalık çalışma süresi dışında normal, acil veya branş nöbeti tutarak, bu nöbet karşılığında kurumunca izin kullanmasına müsaade edilmeyen memurlar ile sözleşmeli personele, … nöbet ücreti ödenir” hükmüne yer verilmiştir.

 

  • 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununun “Personelin statüsü ve mali hakları” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Sağlık Bakanlığının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın, aile hekimi statüsünde sözleşmeli olarak çalıştırmaya yetkili olduğu”,

 

16.1) Aynı maddenin beşinci fıkrasında; “Aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında ayda asgari sekiz saat, ihtiyaç hâlinde ise bu sürenin üzerinde nöbet görevi verileceği ve bunlara 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesi çerçevesinde nöbet ücreti ödeneceği;,

 

3 / 10

 

16.2) “Hizmetin esasları” başlıklı 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Türkiye Halk Sağlığı Kurumunca belirlenen aile sağlığı merkezlerinde çalışma saatleri dışında, aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları ile gerektiğinde Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşları personeline nöbet görevi verilebileceği”,

 

16.3) “Denetim, sorumluluk ve mal bildirimi” başlıklı 6 ncı maddesinde; “Aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının, mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygunluk ile diğer konularda Bakanlık, ilgili mülkî idare ve sağlık idaresinin denetimine tâbi olduğu, aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının, görevleriyle ilgili ya da görevleri başında işledikleri veya kendilerine karşı işlenen suçlarda Devlet memurları gibi kabul edileceği”,

 

16.4) “Yönetmelikler” başlıklı 8 inci maddesinde ise; “Aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının çalışma usul ve esaslarının ve denetime ilişkin usul ve esasların Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği”, hüküm altına alınmıştır.

 

17) 25/01/2013 tarihli ve 28539 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin “Aile hekiminin görev, yetki ve sorumlulukları” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (n) bendinde; “Kurumca ve ilgili mevzuat ile verilen diğer görevleri yapmak” ifadesine de yer verilmiştir.

 

17.1) Söz konusu yönetmeliğin “Denetim” başlıklı 33 üncü maddesinde; Aile hekimlerinin ilgili mülkî idare amirleri ve yerel sağlık idare amirleri veya bunların görevlendireceği personelin denetimine tâbi olduğu, denetim yapmaya yetkili amirin, ilgili mevzuat ve sözleşme şartlarına aykırılığı doğrudan kendisi tespit edebileceği gibi, tespiti yapmak üzere incelemeci veya soruşturmacı da görevlendirebileceği, bu denetimlerin Kurum tarafından belirlenen denetleme formları ile gerçekleştirileceği, mevzuat ve sözleşme şartlarına aykırılık tespit edildiği takdirde, Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte belirtilen hükümler çerçevesinde ilgililer hakkında işlem tesis edileceği düzenlenmiştir.

 

18) Bakanlar Kurulu’nun 24/12/2010 tarihli ve 2010/1237 numaralı kararıyla 5258 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan ve 30/12/2010 tarih ve 27801 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Sözleşmenin ihtaren sona erdirilmesi” başlıklı 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Ek (2)’de yer alan fiilleri işleyen sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimlerine ve ilgili durumlarda aile sağlığı elemanlarına, tespitin mülkî idare amirleri ve il sağlık müdürleri veya bunların görevlendireceği personelce yapılması hâlinde vali yardımcısı tarafından, tespitin Bakanlık tarafından yapılması hâlinde Bakanlıkça, fiillerine karşılık gelen ihtar puanları uygulanmak suretiyle doğrudan yazılı ihtar yapılır.”;

 

18.1) İkinci fıkrasında, “İlgili aile hekimi ve aile sağlığı elemanı, vali yardımcısının verdiği ihtara karşı, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde valiye, Bakanlığın verdiği ihtarlara karşı ise müsteşara itirazda bulunabilir. İtiraz mercileri otuz gün içinde itirazı inceleyerek karara bağlar ve kararı ilgilisine yazılı olarak bildirir.”;

 

18.2) Beşinci fıkrasında, “Bir sözleşme dönemi içinde ihtar puanlarının yüz puana ulaştığının, sözleşme dönemi sona erdikten sonra tespit edilmesi hâlinde, tespit tarihinde geçerli olan sözleşme sona erdirilir.”;

 

4 / 10

 

18.3) Altıncı fıkrasında ise, “İhtarı gerektiren fiilin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren en geç iki ay içinde gerekli işlem başlatılır. En geç iki ay içinde gerekli işlemlerin başlatılmaması, gerekli işlemlerin altı ay içinde sonuçlandırılmaması veya ihtarı gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde ihtar verilmemesi hâlinde, ihtar verme ve devamında sözleşmeyi sona erdirme yetkisi zamanaşımına uğrar.” hükmü yer almış, yönetmeliğe ekli Ek (2)’de Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli yayınlanarak hangi fiile hangi ihtar puanının uygulanacağı belirlenmiş, “mevzuatla verilen diğer görevleri yapmamak” fiilinin karşılığı olarak 5 ihtar puanı verileceği öngörülmüştür.

 

19) Resmi Gazetenin 19/01/2010 tarih ve 27467 sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren Mezarlık Yerlerinin İnşaası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmeliğin “Ölüm belgesi verilmesi” başlıklı 16 ncı maddesinin 3 üncü fıkrası; “ Ölümün sağlık kurumları dışında gerçekleşmesi durumunda ölüm belgesi cenazenin bulunduğu yerdeki belediye tabibi tarafından, belediye tabibi bulunmayan yerlerde toplum sağlığı merkezi hekimi yoksa aile hekimi tarafından, bunların bulunmaması halinde ise ölüm belgesi düzenleme yetkilisi tarafından verilir.” şeklindedir.

 

  1. Şikâyet Konusuna İlişkin Uygulamalar

 

  • Anayasa Mahkemesinin 05/03/2015 tarihli ve E. 2015/17, K. 2015/20 sayılı kararıyla, aile hekimlerine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun Ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında ayda asgari sekiz saat, ihtiyaç hâlinde ise bu sürenin üzerinde nöbet görevi verileceği hükmünün Anayasaya aykırılığı yönündeki başvuruyu reddetmiştir.

 

  • Anayasa Mahkemesinin 21/02/2008 tarihli ve E.2005/10, K.2008/63 sayılı kararında, “Aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin yasayla düzenlenmesi gerektiği açıktır. Yasa’da aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarına yapılacak ödemelerin üst sınırı, yapılacak ödeme tutarlarının tespitinde dikkate alınacak kriterler belirlenmiş ve hangi hallerde bu ödeme tutarından en fazla ne kadar indirim yapılacağı belirtilerek bu konularda yasal çerçeve çizilmiştir. İptali istenen kuralda da, bu Yasa’da belirtilen esaslar çerçevesinde aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarına yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartları ile sözleşmenin feshini gerektiren nedenlerin belirlenmesi yönetmeliğe bırakılmıştır. Bu durumda Yasa’da belirtilen genel çerçeve ve esaslar doğrultusunda, ayrıntı ve uzmanlık gerektiren konuların yönetmelikle düzenlenmesi konusunda yetki verilmesinde Anayasa’ya aykırılık bulunmamaktadır.” hükmüne yer vererek 5258 sayılı Kanun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının iptali istemini reddetmiştir.

 

  • Danıştay 5 inci Dairesinin 25/02/2016 tarihli ve E. 2016/882 sayılı kararında,

 

Kadıköy İlçesinde aile hekimi olarak görev yapan davacının, 11/1/2015 tarihinde defin nöbetiyle görevlendirilmesine rağmen görev yerine gitmediğinden bahisle 5 ihtar puan cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 24/4/2015 tarihli, 13414 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda; İstanbul 13. İdare Mahkemesince; 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununda, aile hekimlerine Kanunda çerçevesi çizilip tarifi yapılan ve imzalanan sözleşmelerle de sınırları belirtilen görevler dışında başka görevler verilmesini olanaklı kılan bir hükme yer verilmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Kararın davalı idarece temyizi ve yürütmeyi durdurma talebi üzerine,

 

Danıştay’ca “…1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 216. maddesinde, belediye tabipleri olan yerlerde defin ruhsatiyelerinin bu tabipler tarafından, bulunmadığı takdirde Hükümet tabipleri tarafından mevtanın muayenesinden sonra verileceği kuralına yer verildiği, 19/01/2010 tarih ve 27467 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mezarlık Yerlerinin İnşaası İle Cenaze Nakil ve

 

5 / 10

 

Defin İşlemleri Hakkında Yönetmeliğin “Gömme İzin Belgesi Verilmesi” başlıklı 16. maddesinin 4. fıkrasında da; mesai saatleri dışında verilecek olan ölüm belgelerinin düzenlenmesi işinin belediye tabibi, toplum sağlığı merkezi hekimi ve aile hekimlerinin dahil olduğu nöbet sistemi ile verileceği hükmünün yer aldığı, 25.01.2013 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin 28/5. maddesinde ise, “Ölüm belgesi, 19/1/2010 tarihli ve 27467 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mezarlık Yerlerinin İnşaası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmeliğe göre düzenlenerek ilgili aile hekimi en kısa sürede bilgilendirilir.” kuralına yer verildiği bu çerçevede; Kadıköy Merdivenköy Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olarak görev yapan davacının, Defin Ruhsatı Nöbet Listesi kapsamında nöbetçi olarak belirlendiği 11/1/2015 tarihinde mazeret beyan etmeksizin nöbete gelmediği ve bu nedenle 5 ihtar puanı ile cezalandırılması üzerine temyizen incelenmekte olan davanın yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, mesai saatleri dışında verilecek olan ölüm belgelerinin düzenlenmesi işinin belediye tabibi, toplum sağlığı merkezi hekimi ve aile hekimlerinin dahil olduğu nöbet sistemi ile yapılacağı; davaya konu edilen Defin Ruhsatı Nöbet Listesine bakıldığında ise belediye tabibi, toplum sağlığı merkezi hekimi ve aile hekimlerinin dahil olduğu bir nöbet listesinin hazırlandığı, dolayısıyla söz konusu nöbet listesinin Yönetmeliğe uygun bir şekilde oluşturulduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararında hukuksal isabet bulunmadığından, söz konusu idare mahkemesi kararının Yürütülmesinin Durdurulmasına” karar verilmiştir.

 

23) Danıştay 5 inci Dairesinin 13/10/2015 tarihli ve E. 2013/6038, K. 2015/7834 sayılı kararında,

 

“Rize İdare Mahkemesince verilen 25/04/2013 günlü, E:2012/599; K:2013/176 sayılı kararla; Adli Tıp Kurumunun doğrudan hizmet vermediği Rize İlinde mesai saatleri dışındaki adli tıp hizmetlerinden olan otopsi ve ölü muayenesi işlemlerinin mevcut toplum sağlığı merkezi hekimlerince karşılanıp karşılanamayacağı hususunun kamu yararı ve hizmet gereği gözetilerek değerlendirilmesi görev ve yetkisinin davalı idareye ait olduğu, mevzuatta da aile hekimlerinin adli tıp hizmetlerinden muaf oldukları yönünde bir düzenleme de yer almadığından, aile hekimlerinin adli nöbet hizmetlerinden olan yerinde olmayan otopsi ve ölü muayenesi işlemleri hizmetinden çıkarılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Davacının kararı temyizi üzerine,

 

Danıştay’ca: “… .Rize Valiliği İl Halk Sağlık Müdürlüğü’nce kurulan işlem her ne kadar Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğine dayandırılmakta ise de; 5258 sayılı Kanunda belirtilen görevler dışında aile hekimlerine görev verilmesini mümkün kılan bir kural bulunmadığından anılan Yönetmeliğe dayalı olarak kurulan dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.” şeklinde karar verilmiştir. ( Şikâyet başvurucusu tarafından sunulmuştur.)

 

24) Danıştay 5 inci Dairesinin 24/12/2014 tarihli ve E. 2011/8464, K. 2014/9874 sayılı kararında,

 

“Söz konusu maddede (Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 14 üncü maddesinde) düzenlenen ihtar puanı uygulamasının, puanların bir sözleşme süresi içinde belli bir miktara ulaşması halinde sözleşmenin sona erdirilme nedeni sayılmış bulunması nedeniyle ihtar puanı verilmesini gerektiren bir durumun var olup olmadığının geçerli bir tespitle ortaya konulmasını gerektirdiği kuşkusuzdur. Bunun ise ancak yapılacak bir inceleme ve soruşturma ile mümkün bulunması karşısında, anılan maddeye dayanılarak verilecek ihtar puanlarının idari yargı denetimine açık olması nedeniyle hukuka aykırı uygulamalara yol açmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, keyfi işlem yapıldığı veya benzeri yöndeki iddiaların saptanmasının, ihtar puanı veya buna

 

6 / 10

 

dayalı sözleşme fesih işlemlerinin iptalini gerektireceği tabiidir. … Yönetmeliğin Aile Hekimliği Uygulanacak İhtar Puanı Cetveli başlıklı Ek-2’sinde meslekle ve etikle bağdaşmayan ve aile hekimliği hizmetlerini olumsuz etkileyecek durumlarda çalışanların hangi hallerde ihtar edileceği ve ihtar puanları belirlenmiş olup, bu düzenlemede kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından hukuka aykırılık bulunmamaktadır” hükümlerine yer verilmiştir. Benzer hükümlere aynı Dairenin aynı tarihli E. 2011/5083, K.2014/9865 ve E. 2011/4891, K. 2014/9872 sayılı kararlarında da değinilmiştir.

 

25) Danıştay 8 inci Dairesi’nin 06/06/1991 tarihli ve E: 4297, K:1099 sayılı kararında, “… İlgiliye, idarenin işlemini gerekli kılan suçlama konularını önceden açıkça bildirerek savunmasını almasının idari işlemlere güveni ve hukuka uygunluk yönünden isabet oranını artıracağı kuşkusuzdur…” denilmektedir.

 

  1. Kamu Denetçisi Muhittin MIHÇAK’ın Kamu Başdenetçisi’ne Önerisi

 

26) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; şikâyet başvurucusu hakkında uygulanan disiplin cezasının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, söz konusu idarenin işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilerek şikayetin reddi yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

 

  1. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

 

  • Şikâyet başvurucusu, 3 numaralı paragrafta değinildiği üzere, hakkında uygulanan 5 (beş) ihtar puanı cezasının iptal edilmesini talep etmektedir.

 

  • Anayasa Mahkemesi birçok kararında (14/05/2015 tarihli ve E. 2014/177, K. 2015/49 sayılı kararı; 05/03/2015 tarihli ve E. 2015/17, K. 2015/20 sayılı kararı; 07/11/2014 tarihli ve E. 2014/61, K. 2014/166 sayılı kararı; 11/05/2014 tarihli ve E. 2014/82, K. 2014/143 sayılı kararı; 03/10/2013 tarihli ve E.2012/103, K.2013/105 sayılı kararı; 21/02/2008 tarihli ve E.2005/10, K.2008/63 sayılı kararı), aile hekimlerini Anayasa’nın 128 inci maddesi kapsamında kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yerine getirmek üzere istihdam edilen “diğer kamu görevlileri” kapsamında değerlendirmiştir. Aile hekimleri ile idare arasında yapılan sözleşme, iş hukukunda geçerli irade serbestisine dayanan iş akdinden farklı olarak, idari hizmet sözleşmesi niteliği taşımaktadır. Diğer bir ifadeyle, idarenin kanuniliği ilkesi gereği, yapılacak sözleşmelerin içeriği ve sözleşme yapılma yöntemi mevzuatta yer verilen düzenlemelerle belirlenmektedir. Bu çerçevede, 21 nci paragrafta yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarında, Devletin asli ve sürekli işlerini yerine getirmek üzere sözleşme imzalayarak iş ilişkisi kurduğu aile hekimlerine kanuni düzenleme yoluyla nöbet görevi vermesinde Anayasaya aykırı bir yön bulunmamıştır.

 

  • Diğer yandan, başvuru sahibinin iddiaları açısından şikâyete konu olay incelendiğinde, 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununa 2/1/2014 tarih ve 6514 sayılı Kanunla eklenen Aile hekimlerine ve aile sağlık elemanlarına 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde (yataklı tedavi kurumları, seyyar hastaneler, ağız ve diş sağlığı merkezleri, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve 112 acil sağlık hizmetlerinde) haftalık çalışma süresi mesai saatleri dışında ve mesai saatleri dışında ayda asgari sekiz saat; ihtiyaç halinde ise bu sürenin üzerinde nöbet görevi verilir hükmü uyarınca, şikâyetçiye 112 Kontrol Merkezinde adli nöbet görevi verildiği ve bunun doğal sonucu olarak nöbet ücretinden faydalandığı anlaşılmaktadır. 17 numaralı paragrafta yer alan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde aile hekimlerine yerinde ölü muayenesi hizmetlerini de kapsayan icap nöbeti görevi verilebileceği, 19 inci paragrafta belirtilen Mezarlık Yerlerinin İnşaası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelik ile de aile hekimlerinin


7 / 10

 

ölüm belgesi düzenleme görevinin olduğu, konuyla ilgili 22 nci paragrafta yer alan Danıştay Kararında da aile hekimlerinin defin belgesi düzenleme görevi bulunduğu yönünde karar verildiği görülmektedir.

 

  • Bu bağlamda şikâyetçinin 23 üncü paragrafta belirtilen Danıştay kararlarını gerekçe göstererek defin belgesi düzenleme görevinin aile hekimlerinin görevleri arasında yer almadığı yönündeki iddiasının söz konusu Danıştay kararının alındığı tarihteki yürürlükte olan yasal düzenlemeler çerçevesinde geçerli olduğunun düşünülebileceği, ancak yukarıda bahsi geçen değişiklik sonrasında şikâyetçiye verilen görevin kanuni bir temele kavuşturulduğu anlaşılmıştır.

 

  • Öte yandan Şikayetçinin kendisine herhangi bir suç isnat edilmeden ifadesinin ve savunmasının alındığı iddiasına yönelik olarak yapılan incelemede, “defin belgesi düzenleme vakasının reddedilmesi” şeklindeki fiilin muhakkik tarafından 09/06/2015 tarih-15 sayılı yazı ile belirtilerek şikayetçiden ifade verilmesinin istendiği, soruşturma sonucunda düzenlenen raporun incelenmesinden söz konusu “vakayı reddetme” fiiline ilişkin savunma istendiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda disiplin soruşturmasına konu olan 14/04/2015 tarihli tutanakta belirtilen olayın gerek istenen ifade ve gerekse savunma yazılarında açıkça belirtilerek, suçlama konusunun önceden açıkça bildirilip ifade ve savunmasının alındığı tespit edilmiştir.

 

  • Şikâyet konusu soruşturma süreci zamanaşımı yönünden incelendiğinde ise, nöbetçi olduğu gün defin ruhsatı düzenleme vakasını reddetme şeklindeki fiilin 14/04/2015 tarihinde gerçekleştiği ve disiplin soruşturmasının mevzuatta belirtilen 2 aylık süre içerisinde başlatılarak, başlatılmasından itibaren altı ay içerisinde sonuçlandırıldığı bu açıdan yapılan idari işlemin gerek soruşturmaya başlama gerekse soruşturmayı tamamlama açısından zamanaşımı yönünden hukuka uygun olduğu tespit edilmiştir.

 

  • Şikayetçi hakkında uygulanan disiplin cezasının işlenen fiil ile verilen ceza açısından değerlendirilmesinde; fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan… Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin ekinde yer alan Aile Hekimliği Uygulamasında Uygulanacak İhtar Puanı Cetvelinin “Mevzuatla verilen diğer görevleri yapmamak” suçunun karşılığı olarak 5 ihtar puanı cezası belirlendiği, şikâyetçiye disiplin cezası verilmesine konu olan fiilin ise ölüm defin belgesi düzenlenmesi talebinin reddedilerek düzenlenmemesi olduğu görülmüştür. Bu kapsamda gerek Aile Hekimliği Kanununa dayanılarak çıkarılan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği gerekse Mezarlık Yerlerinin İnşaası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelikle Aile Hekimlerine mesai saatleri dışında Yerinde ölü muayenesi hizmetleri ile ölüm belgesi düzenleme görev ve yetkisi verildiğinden şikayetçinin mevzuatla kendisine verilen bu görevi reddetmesi nedeniyle hakkında uygulanan disiplin cezasını doğrudan mevzuatta karşılığı bulunan bir ceza olduğu, dolayısıyla disiplin cezasının kıyas yapılmak suretiyle uygulanmadığı anlaşılmış olup, dolayısıyla cezada hukuka aykırılık tespit edilememiştir.

 

  • Bu kapsamda, yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri, yargı kararları ile dosya içindeki bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; şikayet başvurucusu hakkında uygulanan disiplin cezasının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, söz konusu idarenin işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmektedir.

 

  • Diğer taraftan şikâyet konusunun hakkaniyet yönüyle değerlendirilmesinde; …. Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğünün …./2015 tarih ve … sayılı oluru ve eki nöbet listesinin incelenmesinde, listenin “Açıklamalar” kısmında “Mesai saatleri dışında merkez ilçe ve merkez ilçeye bağlı gezici hizmet sunulan bölgelerde ölü defin muayenelerden adli tabip listesinde ismi yer alan hekimin sorumlu


8 / 10

 

olduğunun” açıkça belirtildiği ve görevlendirmenin …./2015 tarihinde ilan edilmek suretiyle ilgililere bildirildiği görülmüştür. Söz konusu listede 13-19 Nisan tarihleri arasında görevlendirilen şikayetçinin ilan tarihinden itibaren bu görevlendirmeye karışı hiçbir itirazının olmadığı, nöbet görevinin başladığı günde meydana gelen ölüm olayı sonrası buna ilişkin belgeyi düzenlemeyerek reddetmesinin iyiniyet kuralına uygun olmadığı; ayrıca görev yaptığı …. İlinde Adli Tıp Kurumunun ve Belediye

 

Tabibinin de olmadığı da birlikte düşünüldüğünde idari işlemin hakkaniyete de uygun olduğu değerlendirilmektedir.

 

  1. İnsan Hakları Yönünden Değerlendirme

 

36) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 13 üncü maddesindeki etkili başvuru hakkının ve 17 inci maddesindeki hakları kötüye kullanma yasağının ihlal edildiğine dair herhangi bir bulgu ve bilgiye rastlanmadığı gibi şikâyete konu olayda, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinde yazılı ve güvence altına alınmış olan haklara da aykırı bir durum tespit edilememiştir.

 

  1. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme

 

  • Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetim ilkelerine de uygun işlem tesis etmeleri beklenmektedir.

 

  • 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar” hükmü uyarınca, Kurumumuz inceleme ve araştırmasını yaparken, idarenin iyi yönetim ilkelerine uygun olarak işlem, eylem, tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetmektedir.

 

  • Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; somut olayda Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeleri İdarenin yasal süresi içerisinde gerekçeli olarak gönderdiği, karar verilmeden önce savunma hakkının tanındığı, verilen kararların süresi içinde alındığı, kararlarda gerekçeye yer verildiği ve kararlara karşı başvuru yollarının gösterildiği, bu yönüyle İdarenin kanunlara uygunluk, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun hareket ettiği anlaşılmıştır.

 

IV.HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

 

  1. Dava Açma Süresinin Yeniden Başlaması

 

40) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.

 

9 / 10

 

  1. Yargı Yolu

 

41) 2709 sayılı 1982 Anayasası’nın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması Başlıklı 40 ıncı maddesinin 2 nci fıkrasında, “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” hükmü yer almakta olup, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarenin işlemine karşı 60 günlük dava açma süresinden arta kalan süre içinde …. İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.

 

  1. KARAR

 

Yukarıda yer alan gerekçeler ve dosya kapsamına göre ŞİKÂYETİN REDDİNE,

 

Kararın şikayet başvurucusu ve …. VALİLİĞİ’NE tebliğine,

 

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

 

M.Nihat ÖMEROĞLU

Kamu Başdenetçisi

 

10 / 10

KPSS Kadrolarına Tercih Hakkı Tanınması Talebiyle İlgili

1

T.C.

KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

 

ŞİKAYET NO :2015/5404  
KARAR TARİHİ  :11/05/2016  
    RET KARARI
ŞİKAYETÇİ   :
ŞİKAYETÇİ VEKİLİ :
ŞİKAYET EDİLEN İDARE : Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı
    (ÖSYM)
ŞİKAYETİN KONUSU Şikâyet  başvurucusu,  üst  öğrenim  düzeyinde  (lisans)
    mezuniyete  sahip  adaylara  alt  öğrenim  düzeyindeki
    (önlisans,  orta  öğretim)  KPSS  kadrolarına  tercih  hakkı
    tanınması talebiyle Kurumumuza başvurmuştur.
ŞİKAYET BAŞVURU TARİHİ : 20/11/2015

 

  1. USUL

 

  1. Şikayet Başvuru Süreci

 

  1. Şikayet başvurusu, Kurumumuza elektronik başvuru ile yapılan 20/11/2015 tarih ve 12096 sayı ile kayıt altına alınan, gerçek kişiler için şikayet başvuru formu vasıtasıyla yapılmıştır. Şikayet başvurusunun karara bağlanması için 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 41/1-a maddesi ve İmza Yetkileri Yönergesinin 7 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, şikayetin incelenmesine ve araştırmasına geçilmiş, 2015/5404 şikayet numaralı Ret Önerisiyle Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

 

  1. Ön İnceleme Süreci

 

  1. Yapılan ön inceleme neticesinde; şikâyet konusunun Kurumumuzun görev alanına girdiği, şikâyetçinin menfaat ihlali koşulunu taşıdığı, idari başvuru yollarının tüketildiği, şikâyetin süresinde yapıldığı ve şikâyetin diğer ön inceleme konularında da eksikliğin bulunmadığı, bu nedenle şikâyetin incelenmesine ve araştırılmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

 

  1. OLAY VE OLGULAR

 

  1. Şikâyetçinin Konu Hakkındaki Açıklamaları ve İddiaları

 

  1. Şikayetçi başvurusunda özetle; Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinin (ÖSYM) KPSS sonucu alınan puanlara göre atama yaparken, sadece sağlık hizmetleri, yardımcı sağlık hizmetleri ve teknik hizmetler sınıfına ait kadrolara yapılan atamalarda kişilerin alt öğrenim düzeyindeki mezuniyetlerine göre de yaptıkları başvuruları kabul ettiğini ve idarenin bu uygulamaya Danıştay 12. Dairesinin

  27/06/2013 tarihli ve E:2009/5045, K:2013/5796 sayılı kararını gerekçe göstererek KPSS Tercih   1 / 9   Kılavuzunda yer verdiğini, buna göre sadece sağlık, yardımcı sağlık ve teknik hizmetler sınıflarına dâhil adayların ihraz etmiş oldukları unvanlara ilişkin kadrolara başvurmak istedikleri takdirde, en üst öğrenim düzeyinden (lisans) KPSS’ye girerek elde ettikleri puanları ile alt öğrenim düzeyindeki (önlisans, orta öğretim) kadrolara başvuru yapabildiklerini, buna karşılık lisans düzeyinde mezuniyeti olan adaylara Genel İdare Hizmetleri, Eğitim ve Öğretim Hizmetleri, Avukatlık Hizmetleri gibi diğer hizmet sınıflarına ait alt öğrenim düzeyindeki kadrolara başvuru hakkı tanınmadığını iddia ederek, lisans mezunu tüm adayların alt öğrenim düzeyindeki mezuniyetlerinin ÖSYM Aday İşlemleri Sistemine kaydedilmesi ve böylece KPSS sınav sonuçlarına göre kamu kurumlarındaki tüm hizmet sınıflarına ait kadrolar için lisans mezunlarına isterlerse alt öğrenim düzeyindeki mezuniyetlerine göre de tercih hakkı tanınmasını talep etmektedir.  

  1. İdarenin Şikâyete İlişkin Açıklamaları

 

  1. ÖSYM Hukuk Müşavirliği’nin …./2016 tarih ve ….. sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; şikâyetçinin Ortaöğretim düzeyindeki eğitim bilgisinin; Okul Adı: …. Anadolu Lisesi, Okul Türü: Lise (Resmi ve Gündüz Öğretimi Yapan Liseler), Alan/Kol: Türkçe Matematik, Mezuniyet Tarihi: …., Not Sistemi/Diploma Notu: 5/3,21 şeklinde olduğu, Lisans düzeyindeki eğitim bilgisinin ise; Üniversite Adı: …. Üniversitesi, Fakülte Adı: Mühendislik Fakültesi, Program Adı: …. Mühendisliği, Mezuniyet Yılı: …. olarak ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi’nde kayıtlı olduğu,

 

  • 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Sınav, ölçme, değerlendirme ve yerleştirme işlemleri, güvenilirlik, gizlilik, tarafsızlık, bilimsellik ilkeleri çerçevesinde ve adaylara fırsat eşitliği sağlayacak biçimde yapılır.” hükmüne yer verildiği,

 

  • KPSS Kılavuzlarının, “Kamu Görevlerine İlk defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik” hükümlerine göre ve Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının görüşleri alınmak suretiyle ÖSYM tarafından hazırlandığı, ÖSYM tarafından gerçekleştirilen KPSS sınavı ve kadro yerleştirme işlemlerinin, adı geçen Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen kılavuz kurallarına göre yapıldığı, 2014 KPSS Lisans Kılavuzunda “Bir adayın hem 2014-KPSS Lisans’a hem de 2014-

  KPSS Ortaöğretim/önlisans’a katılması mümkün değildir. 2014-KPSS Lisans’a başvurmuş adayların 2014-KPSS Ortaöğretim/Önlisans’a da başvuru yapmaları mümkün olmayacak, bu adayların 2014-KPSS Ortaöğretim/Önlisans’a başvuru yapmaları sistem tarafından engellenecektir. Buna göre, özellikle hâlen bir lisans programında okumakta olan ve 14 Mayıs 2014 tarihinden sonra mezun olacak adayların 2014-KPSS’ye hangi düzeyde gireceklerine karar verirken bu hususa dikkat etmeleri gerekmektedir.” kuralının yer aldığı,  

  • KPSS-2014/1 Tercih Kılavuzunun 1.4. maddesinde; “Yerleştirme işlemlerinde ortaöğretim mezunları için KPSSP94, önlisans mezunları için KPSSP93 ve lisans mezunları için KPSSP3 puanı kullanılacaktır. Ancak, Danıştay 12.Daire Başkanlığının 27/06/2013 tarihli ve E:2009/5045, K:2013/5796 sayılı kararı gereğince Teknik Hizmetler, Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri sınıflarına dâhil adayların ihraz etmiş oldukları unvanlara ilişkin kadrolara (Tekniker, Teknisyen, Hemşire, Ebe, Sağlık Memuru, Sağlık Teknisyeni, Sağlık Teknikeri gibi kadrolara) başvurmak istedikleri takdirde, KPSS tercih işlemlerinde en üst öğrenim düzeyinden KPSS’ye girerek elde etmiş oldukları puanlar ile alt öğrenim düzey(ler)indeki kadrolara başvuru yapabileceklerdir.” kuralının yer aldığı, tüm yerleştirme işlemlerinin; ilgili Kılavuzda da açıkça belirtildiği üzere, adayların tercihleri, almış olduğu KPSS puanları, öğrenim düzeyi, cinsiyet ile kadro ve pozisyonlar için aranan nitelikler dikkate alınarak yapıldığı,

2 / 9  

  • Yerleştirmelerde adaylar arasında yatay ve dikey eşitliğin gözetildiği, ortaöğretim/ önlisans mezunları ile lisans mezunu adayların farklı sınav sistemine tabi tutulmasının ve ilgili kadrolara bu ayrıma göre atama yapılmasının eşitlik ilkesinin gereği olduğu, her adayın öğrenim düzeyine uygun sınava girmesi ve tercih yapması gerektiği, ortaöğretim/önlisans mezunlarının kendileriyle aynı düzeyde öğrenim görmüş adaylar arasında bir yarışmaya tabi tutulmasının hakkaniyetin gereği olduğu, bu açıdan lisans mezunu bir adayın, ortaöğretim mezunu adayların girdiği sınava girmesi veya ortaöğretim mezunu adayların yaptığı tercihleri yapmasının eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edeceği, nitekim genel yetenek ve genel kültür bölümlerinden oluşan KPSS sınavlarında aynı sorulara verilen cevaplar bakımından ortaöğretim mezunlarının başarısı ile lisans mezunlarının başarısının aynı olamayacağı,

 

  • Lisans mezunlarına ortaöğretim kadroları için ayrılan sınavlara da giriş imkânı sağlanmasının, lisans mezunlarının ortaöğretim kadrolarını da doldurması sonucunu doğuracağı ve bu durumun Türkiye’nin personel politikasına doğrudan etki edeceği, Devlet Personel Politikasının ortaöğretim ve lisans mezunlarının istihdam edileceği kadroları bir planlama dâhilinde belirlediği, ortaöğretim mezunu adaylar için öngörülen sınavlara lisans mezunlarının dâhil edilerek ortaöğretim mezunları için öngörülen kadroların çoğunun lisans mezunlarınca doldurulmasının ortaöğretim mezunlarının çalışma haklarını elinden alacağı,

 

  • Üst öğrenim düzeyinden mezun olanların alt öğrenim düzeylerine ait kadrolara başvuramamalarının tek istisnasının; Kılavuzda da açıkça belirtildiği üzere, Danıştay 12. Dairesinin 27/06/2013 tarihli ve E:2009/5045, K:2013/5796 sayılı kararı olduğu, buna göre Teknik Hizmetler, Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri sınıflarına dâhil adayların ihraz etmiş oldukları unvanlara ilişkin kadrolara (Tekniker, Teknisyen, Hemşire, Ebe, Sağlık Memuru, Sağlık Teknisyeni, Sağlık Teknikeri gibi kadrolara) başvurmak istedikleri takdirde, adayların alt öğrenim düzeyindeki (ortaöğretim, önlisans) mezuniyetlerini de ÖSYM Aday İşlemleri Sistemine kaydettirebilecekleri ve KPSS tercih işlemlerinde en üst öğrenim düzeyinden KPSS’ye girerek elde etmiş oldukları puanlar ile alt öğrenim düzeyindeki kadrolara başvuru yapabilecekleri hususları açıklanmıştır.

 

  1. Olaylar

 

  1. ÖSYM Aday İşlemleri Sistemindeki kayıtlara göre; …. yılında …. Anadolu Lisesinden, …. yılında ise …. Üniversitesi Mühendislik Fakültesi …. Mühendisliği bölümünden mezun olduğu anlaşılan şikâyetçinin, 2014 yılında ÖSYM tarafından yapılan KPSS sınavı sonrasında kamu kuruluşlarındaki boş kadrolara ilişkin olarak yayınladığı KPSS Tercih Kılavuzunda sadece sağlık hizmetleri, yardımcı sağlık hizmetleri ve teknik hizmetler sınıfına ait kadrolara yapılan atamalarda bir kısım lisans düzeyinden mezun kişilerin alt öğrenim düzeyindeki (meslek lisesi) mezuniyetlerine göre yaptıkları başvuruları da kabul ettiğini, buna karşılık; meslek lisesi dışındaki liseleri bitirdikten sonra lisans düzeyinden mezun olan diğer adaylara Genel İdare Hizmetleri, Eğitim ve Öğretim Hizmetleri, Avukatlık Hizmetleri vb. sınıflara ait alt öğrenim düzeyindeki kadrolara başvuru hakkı tanınmadığını iddia ederek, kamu kurumlarındaki tüm hizmet sınıflarına ait alt öğrenim düzeyindeki kadrolar için lisans mezunlarının tamamına isterlerse alt öğrenim düzeyindeki mezuniyetlerine göre de tercih hakkı tanınarak mağduriyetlerinin giderilmesi talebiyle …./2015 tarihinde ÖSYM Başkanlığına yazılı olarak başvurduğu, Başkanlığın …../2015 tarihli ve ….. sayılı yazısıyla şikayetçinin talebinin reddedildiği, şikayetçinin 20/11/2015 tarihinde aynı taleple Kurumumuza başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

  3 / 9  

  1. Kamu Denetçisi Serpil Çakın’ın İnceleme ve Araştırma Bulguları

 

  1. Şikayet konusu işleme ilişkin bilgi ve belgeler ÖSYM Başkanlığı’ndan istenilmiş, ilgili idarece konuya ilişkin belgelerin örnekleri gönderilerek 4 numaralı paragraf ve alt bentlerinde değinilen açıklamalara yer verilmiştir.

  III. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE  

  1. İlgili Mevzuat

 

  1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin son fıkrasında; “Devlet organları ve idare makamları, bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” hükmü,

 

  • “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;

  “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” hükmü düzenlemektedir.  

  1. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesi;

  Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.” şeklindedir.  

  1. 6114 sayılı Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un “Temel ilkeler” başlıklı 7 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Sınav, ölçme, değerlendirme ve yerleştirme işlemleri, güvenilirlik, gizlilik, tarafsızlık, bilimsellik ilkeleri çerçevesinde ve adaylara fırsat eşitliği sağlayacak biçimde yapılır.” hükmü düzenlenmiştir.

 

  1. Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmeliğin “KPSS’nin usul ve esasları” başlıklı 6 ncı maddesi “KPSS’nin usul ve esasları, içeriği, yapılacağı yer ve zamanı, sınavın duyurulması, KPSS’de yer alacak konular ile testler ve bunların ağırlıkları, puan türleri ve hesaplama yöntemi, başvuru yapacakların öğrenim düzeyi, adayların başvurusu, sınavdan elde edilecek puan türlerinin yerleştirmede ve giriş sınavına çağrıda kullanılmasına ve KPSS sonuçlarının adaylara ve kurumlara bildirilmesine ilişkin esaslar, DPB ve ÖSYM tarafından müştereken belirlenir Bu usul ve esaslara uygun olarak ÖSYM’ce bir KPSS Kılavuzu ve Başvuru Belgesi hazırlanır.” şeklindedir.

 

  1. 2014 KPSS Lisans Kılavuzunun 1.4. maddesinde; “… Bir lisans programından 14 Mayıs 2014 tarihinden önce mezun olanlar, KPSS’ye lisans düzeyinden girmek zorundadır. 14 Mayıs 2014 tarihinden sonra mezun olacaklar ise, mezuniyet durumlarını da göz önünde bulundurarak, KPSS’ye lisans düzeyinden veya ortaöğretim/önlisans düzeyinden girebilirler; adayların söz konusu her iki düzeyden de sınava girmeleri mümkün bulunmamaktadır…” düzenlemesi bulunmaktadır.

4 / 9  

  1. KPSS-2014/1 Tercih Kılavuzunun 1.4. maddesi ise; “Yerleştirme işlemlerinde ortaöğretim mezunları için KPSSP94, önlisans mezunları için KPSSP93 ve lisans mezunları için KPSSP3 puanı kullanılacaktır. Ancak, Danıştay 12. Daire Başkanlığının 27/06/2013 tarihli ve E:2009/5045,

  K:2013/5796 sayılı kararı gereğince Teknik Hizmetler, Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri sınıflarına dâhil adayların ihraz etmiş oldukları unvanlara ilişkin kadrolara (Tekniker, Teknisyen, Hemşire, Ebe, Sağlık memuru, Sağlık teknisyeni, Sağlık teknikeri gibi kadrolara) başvurmak istedikleri takdirde, KPSS tercih işlemlerinde en üst öğrenim düzeyinden KPSS’ye girerek elde etmiş oldukları puanları ile alt öğrenim düzey(ler)indeki kadrolara başvuru yapabileceklerdir.” şeklindedir.  

  1. Şikâyet Konusuna İlişkin Uygulamalar

 

  1. Anayasa Mahkemesi’nin 31/10/2013 tarih ve 2013/23 Esas 2013/123 Karar sayılı kararı; “…

  Anayasanın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunla aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere kanunlar karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, “aynı” durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara “ayrı” kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik ilkesi, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlardaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için “değişik” kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz…” şeklindedir.  

  1. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 27/03/2013 tarih ve 2011/1198 Esas, 2013/1091 Karar sayılı ilamı;“…Devlet memuru olmayı isteyen adayların, bilgi ölçme suretiyle puan esasına göre sıralanmasına yönelik bir yarışma sınavı olan KPSS, evrensel bir norm olan “eşitler arası yarışma” ilkesi gereği, hukuksal durum itibariyle denk durumda olanların kendi aralarında yarışmalarının, dolayısıyla aynı öğrenim düzeyindeki adayların birbirleriyle yarışmalarının sağlanması amacıyla, ortaöğretim (lise ve dengi), önlisans (iki yıllık meslek yüksekokulları) ve lisans (dört ve daha fazla süreli yükseköğretim) olmak üzere üç düzeyde yapılmaktadır. Yukarıda değinilen

  Kılavuzda yer verilen, adayların mezun durumunda bulundukları eğitim düzeyinin alt düzeyinden sınava girmelerini engelleyen hükmün de “eşitler arası yarışma” ilkesinin, bir başka ifadeyle aynı öğrenim düzeyindekiler arasında “fırsat eşitliğinin” hayata geçirilmesi amacıyla düzenlendiği anlaşılmakta olup, adayların bu hususa uymayarak sınava girmeleri halinde sınav sonucu ile elde ettikleri haklarından yararlandırılmamaları hakkaniyet gereğidir.…Bu durumda, Daire kararında da belirtildiği üzere, gerek 2004 yılı KPSS Kılavuzunda bir alt öğrenim düzeyinden sınava girenlerin bu sınavın sonuçlarına göre atamalarının yapılamayacağının belirtilmesi, gerekse Adalet Bakanlığı’nın sınav ilanında her öğrenim düzeyi için ayrı bir KPSS puan türü öngörülmüş olmasına rağmen davacının KPSS’ye doğru öğrenim düzeyinden girmemesi karşısında, doğru öğrenim düzeyinden girmediği bu KPSS sonuç belgesiyle başvuruda bulunması sonucu yapılan atamasının iptal edilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır…” şeklindedir. Danıştay 12. Dairesi’nin 08/12/2009 tarih ve 2007/5172 Esas, 2009/6759 Karar sayılı ilamı ile aynı Dairenin 20/01/2010 tarih ve 2008/5409 Esas, 2010/12 Karar sayılı ilamı da benzer mahiyettedir.  

  1. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 23/11/2015 tarih ve 2013/4362 Esas, 2015/4294

  Karar sayılı ilamı; “…Dava; lisans me/unu olduğu halde 2008 yılında ortaöğretim mezunları için yapılan Kamu Personel Seçme Sınavı’na katılarak başarılı olan ve sağlık teknisyeni olarak göreve haşlayan davacının, lisans mezunu olduğunun anlaşılması üzerine sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin Mersin Valiliği’nin … işleminin iptali ile işlemin dayanağı 2008 Ortaöğretim/Önlisans Kamu 5 / 9   Personel Seçme Sınavı(KPSS) Ortaöğretim/Önlisans Kılavuzu’nun 2.1. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.   Danıştay Onikinci Dairesinin 27/06/2013 günlü, E:2009/5045, K:2013/5796 sayılı kararıyla; …sağlık meslek lisesi mezunlarının atanabileceği kadrolar için, meslek lisesinden mezun olduktan sonra üniversiteden de mezun olan adaylara başvuru hakkı tanınması gerektiği, bu adayların yerleştirmelerinde ise, önlisans ya da lisans düzeyinde yapılan sınavda aldıkları puanların esas alınması gerektiği, bu hususlar gözetilmeden hazırlanan Kılavuzun eşitlik ilkesine ve hukuka aykırı bir şekilde eksik düzenlendiği, Anayasa uyarınca kişinin yaşama ve vücut bütünlüğü üzerindeki temel hakkının korunması bakımından yükümlülüğü bulunan devletin yürütme organının, bu temel hakkın korunmasında görev alacak personelin belirlenmesinde eşitlik ilkesine göre düzenleme yapması gerekirken, Kılavuzun bu ilkeye aykırı düzenlemesinde hukuka uygunluk görülmediği, sağlık meslek lisesi mezunu olan davacının, sağlık memuru olarak yürüttüğü görevini hukuka aykırı düzenlemeye dayalı olarak sonlandıran hizmet sözleşmesi feshi işleminde de hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.   … Devlet memuru olmayı isteyen adayların, bilgi ölçme suretiyle puan esasına göre sıralanmasına yönelik bir yarışma sınavı olan KPSS, evrensel bir norm olan “eşitler arası yarışma” ilkesi gereği, hukuksal durum itibarıyla denk durumda olanların kendi aralarında yarışmalarının, dolayısıyla aynı öğrenim düzeyindeki adayların birbirleriyle yarışmalarının sağlanması amacıyla, ortaöğretim (lise ve dengi), önlisans (iki yıllık meslek yüksek okulları) ve lisans (dört ve daha fazla süreli yükseköğrenim) olmak üzere üç düzeyde yapılmaktadır.   Kılavuzda yer verilen, adayların mezun durumunda bulundukları eğitim düzeyinin alt düzeyinden sınava girmelerini engelleyen hükmün de eşitler arası yarışma ilkesinin, bir başka ifadeyle aynı öğrenim düzeyindekiler arasında fırsat eşitliğinin hayata geçirilmesi amacıyla düzenlendiği anlaşılmakta olup, adayların bu hususa uymayarak sınava girmeleri halinde sınav sonucu ile elde ettikleri haklarından yararlandırılmamaları hakkaniyet gereğidir.   Bu nedenle, dava konusu Kılavuz hükmünde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.   Öte yandan, Sınav Kılavuzunda, sınava sadece ortaöğretim ve önlisans programlarından mezunların (veya mezun olabileceklerin) başvurabilecekleri belirtilmiş olmasına rağmen, lisans mezunu olarak anılan sınava başvurmuş ve aldığı puan uyarınca yerleştirmesi yapılmış olan davacının sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.   Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerin ve davalı idareler yanında davaya katılanın temyiz istemlerinin kabulüne, Danıştay Onikinci Dairesinin 27/06/2013 günlü, E:2009/5045, K:2013/5796 sayılı kararının BOZULMASINA oybirliğiyle karar verildi.” şeklindedir.  

  1. Kamu Denetçisi Serpil Çakın’ın Kamu Başdenetçisi’ne Önerisi

 

  1. Kamu Denetçisi tarafından idarenin eylem ve işlemlerinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu değerlendirilerek şikâyetin reddi yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

 

  1. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme ve Gerekçe

 

  1. Şikayet başvurucusu, 3 numaralı paragrafta açıklandığı üzere, üst öğrenim düzeyinde (lisans) mezuniyete sahip adaylara alt öğrenim düzeyindeki (önlisans, orta öğretim) KPSS kadrolarına tercih hakkı tanınması talebiyle Kurumumuza başvurmuştur.

 

  1. 12 numaralı paragrafta değinilen KPSS Tercih Kılavuzuyla ÖSYM, önceki yıllardaki uygulamasından farklı olarak, Danıştay 12. Dairesi’nin 27/06/2013 tarih ve 2009/5045 Esas,

6 / 9   2013/5796 Karar sayılı ilamı doğrultusunda en üst öğrenim düzeyinden (lisans) KPSS’ye giren adaylardan alt öğrenim düzeyinde “meslek lisesi” mezunu olanların; aldıkları puanlara ve bitirdikleri meslek lisesi türüne göre KPSS tercih işlemlerinde Tekniker, Teknisyen, Hemşire, Ebe, Sağlık Memuru, Sağlık Teknisyeni ve Sağlık Teknikeri gibi alt öğrenim düzeyine karşılık gelen kadrolara da başvurabileceklerini belirtmiştir. 2014 yılında başlayan bu yeni uygulama ile lisans mezunu adaylardan “meslek lisesi” mezunları ile diğer liselerden mezun olan adaylar arasında alt öğrenim düzeyine karşılık gelen kadroları da tercih edip edememe noktasında bir ayrıma gidildiği, bir kısım lisans mezunu adaylara, daha önce meslek lisesinden de mezun olmaları sebebiyle lisans öğrenimlerine uygun kadrolar yanında mezun oldukları meslek lisesi türüne göre alt öğrenim düzeyindeki kadrolara da atanma imkanı tanındığı, buna karşılık, meslek liseleri dışında anadolu lisesi, fen lisesi, çok programlı lise, açık lise vb. orta öğretim kurumlarını bitirdikten sonra lisans düzeyinde mezuniyeti olan adaylara bu kadroları tercih hakkı tanınmadığı anlaşılmaktadır. Ancak 4.6. numaralı paragrafta açıklanan idarenin cevabından; bir kısım meslek liselerinde öğrenim görmüş olan lisans mezunları lehine ortaya çıkan bu istisnaî ( alt öğrenim düzeyi kadrolara da atanabilme) durumun idarenin aslında kendi tasarrufu olmadığı, bu uygulama değişikliğinin Danıştay 12. Dairesi’nin kararı gereği olduğu tespit edilmiştir.  

  1. Somut olayda; “meslek lisesi” mezunları ile diğer liselerden mezun olanlar arasında alt öğrenim düzeyine karşılık gelen kadrolara atanma konusunda ilgili idarece farklı uygulamaya dayanak yapılan Danıştay 12. Dairesi’nin 27/06/2013 tarih ve 2009/5045 Esas, 2013/5796 Karar sayılı ilamının 15 numaralı paragrafta değinilen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 23/11/2015 tarih ve 2013/4362 Esas 2015/4294 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmesi sonrasında artık meslek lisesi ile diğer liselerden mezun olup lisans eğitimini tamamlayan adaylar arasında alt öğrenim düzeyindeki kadrolara atanma konusunda hiçbir fark kalmadığı, hangi liseden mezun olursa olsun lisans eğitimini tamamlayan adayların, 2014 yılı öncesinde olduğu gibi, sadece üst öğrenim düzeyine karşılık gelen kadroları tercih edebileceği hususu kesinlik kazanmıştır. Böylece, gerek 7 numaralı paragrafta değinilen Anayasamızın 10 uncu maddesinde ifadesini bulan eşitlik ilkesi, gerekse 14, 15 numaralı paragraflarda değinilen yargı kararlarında bahsedilen eşitler arası yarışma ve fırsat eşitliği ilkeleri hayata geçirilmiş bulunmaktadır.

 

  1. Ayrıca, Devlet  Personel  Başkanlığı’nın  08/05/2006  tarihli  ve  7811  sayılı  görüş  yazısında;

  “18/03/2002 tarihli ve 2002/3975 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik çerçevesinde gerçekleştirilen Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS); memur alımlarında kayırmacılığın önüne geçilmesi ve objektif bir yerleştirme yapılabilmesi amacıyla aynı öğrenim düzeyinden adayların birbirleriyle yarışmalarını sağlayacak şekilde, kamu kurum ve kuruluşlarının ihtiyaçları dikkate alınarak farklı öğrenim düzeylerinden yapılan bir yarışma sınavı olduğundan, bu sınava girecek adaylar arasında haksız rekabete sebebiyet verilmemesi için, adayların son öğrenim düzeylerinden sınava girmeleri hususu, tartışılmaz bir zarurettir. Bu sebeple, son öğrenim düzeyleri altında bir öğrenim düzeyinden KPSS’ye girip tercihleri çerçevesinde yerleştirilmesi yapılan adayların, bu durumun tespit edilmesi halinde yerleştirilmeleri geçersiz sayılmaktadır.” denilmek suretiyle 14 ve  

  • numaralı paragraflarda açıklanan yüksek mahkeme kararlarının gerekçelerinde yer alan benzer hususları ortaya koyduğu anlaşılmaktadır.

 

  1. Tüm bunların yanı sıra 4.5. numaralı paragrafta değinilen idarenin cevabı da gözetildiğinde; ortaöğretim/önlisans mezunları ile lisans mezunu adayların farklı sınav sistemine tabi tutulmasının ve ilgili kadrolara bu ayrıma göre atama yapılmasının eşitlik ilkesinin gereği olduğu, lisans mezunu bir adayın, ortaöğretim mezunu adayların girdiği sınava girmesi veya ortaöğretim mezunu adayların

7 / 9   yaptığı tercihleri yapmasının eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edeceği, nitekim genel yetenek ve genel kültür bölümlerinden oluşan KPSS sınavlarında aynı sorulara verilen cevaplar bakımından ortaöğretim mezunlarının başarısı ile lisans mezunlarının başarısının aynı olamayacağı, lisans mezunlarına ortaöğretim kadroları için ayrılan sınavlara da giriş imkânı sağlanmasının, lisans mezunlarının ortaöğretim kadrolarını da doldurması sonucunu doğuracağı, diğer yandan ise bu durumun ortaöğretim mezunlarının çalışma haklarını elinden alacağı ve Türkiye’nin personel politikasına doğrudan etki edeceği tespit edilmiştir.  

  1. Yukarıdan beri anlatılan hususlar, bilgi, belge, yasal mevzuat, yargı içtihatları ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; idarenin üst öğrenim düzeyinden mezun olanların alt öğrenim düzeylerine ait kadrolara başvuramamalarına ilişkin uygulamasının eşitler arası yarışma ve fırsat eşitliği ilkelerine uygun olduğu, idarece şikayet başvurucusunun alt öğrenim düzeyindeki kadrolara başvurma talebinin reddedilmesi işleminin idari işleminin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç ilkelerine uygun olduğu, ret işleminde herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilemediği anlaşıldığından şikayetin reddine karar vermek gerekmiştir.

 

  1. İnsan Hakları Yönünden Değerlendirme

 

  1. 2709 T.C. Anayasasının “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 4 üncü maddesindeki zorla çalıştırma yasağının, 13 üncü maddesindeki etkili başvuru hakkının ve 17 inci maddesindeki hakları kötüye kullanma yasağının ihlal edildiğine dair herhangi bir bilgi ve bulguya rastlanmadığı gibi şikâyete konu olayda, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinde yazılı ve güvence altına alınmış olan başkaca bir insan hakkı ihlalinin tespit edilemediği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

 

  1. İyi Yönetişim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

 

  1. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetim ilkelerine de uygun işlem tesis etmeleri beklenmektedir.

 

  1. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi Yönetim İlkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum ve davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu Yönetmelik hükmünde yer alan ilkelerin kaynağını teşkil eden Avrupa Birliği Temel Haklar Şartının 41’inci maddesinde de iyi yönetim hakkından bahsedilmekte olup, benzer ilkelere Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen “Avrupa Doğru İdari Davranış Yasasında da yer verilmiştir.

 

  1. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; somut olayda Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeleri İdarenin yasal süresi içerisinde gerekçeli olarak Kurumumuza gönderdiği,

8 / 9   ayrıca İdarenin şikayetçinin taleplerini makul sürede, gerekçeli olarak cevapladığı bu yönüyle İdarenin kanunlara uygunluk, hesap verilebilirlik, şeffaflık, haklı beklentiye uygunluk, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun hareket ettiği ancak idarenin cevabi yazılarında hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini şikayetçiye göstermediği anlaşıldığından iyi yönetim ilkelerinden karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı anlaşılmış olup idarenin bundan bu ilkeye de uyması beklenmektedir.  

  1. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

 

  1. Dava Açma Süresinin Yeniden Başlaması

 

  1. 29/06/2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 inci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumu’na, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi halinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararın ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.

 

  1. Yargı Yolu

 

  1. 2709 Sayılı 1982 Anayasası’nın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması Başlıklı 40 ıncı maddesinin 2 nci fıkrasında, “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” hükmü yer almakta olup, 6328 sayılı Kamu

  Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarenin işlemine karşı 60 günlük dava açma süresinden kalan süre içinde Ankara İdare Mahkemesi’ne yargı yolu açıktır.  

  1. KARAR

  Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre şikâyetin REDDİNE, Kararın şikâyetçiye ve ÖSYM Başkanlığı’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.   M.Nihat ÖMEROĞLU Kamu Başdenetçisi     9 / 9