Başdenetçi Malkoç: “Türkiye'yi Burada İtham Etmek Vicdansızlıktır”

Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç düzensiz göçmenlerin Yunanistan’a geçmek için akın ettiği Edirne’ye giderek incelemelerde bulundu. Edirne Valisi Ekrem Canalp’i ziyaret eden Başdenetçi Malkoç, Kamu Denetçileri Celile Özlem Tunçak, Yahya Akman ve Saadettin Kalkan ildeki durum hakkında bilgi aldı.

Şeref Malkoç burada basın mensuplarına yaptığı açıklamada sınırda yaşanan olayları yerinde görmek ve insan hakları ihlallerini tespit ederek bu uygulamaları dünya Ombudsmanlarına ve İnsan Hakları Örgütlerine rapor etmek için Edirne’ye geldiklerini belirtti.

Başdenetçi: “Türkiye İnsanlık Haysiyetini Korumada Yalnız Bırakıldı”

Malkoç, Yunan güvenlik güçleri tarafından sığınmacılara insan onuruna yakışmayacak müdahalelerde bulunulduğunu ve iki göçmenin hayatını kaybettiğini üzüntüyle öğrendiklerini söyledi. Suriye iç savaşının ardından 3.5 milyon mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye’nin insanlık haysiyetinin son kalesi olduğunu ifade eden Malkoç, bu süreçte ne yazık ki Türkiye’nin başta AB ülkeleri olmak üzere yalnız bırakıldığını kaydetti.

Başdenetçi sözlerine şöyle devam etti: “İdlib'de son yaşanan olaylar, ayrıca dünyadaki ve bölgemizdeki son gelişmelerden sonra Türkiye'de bulunan misafirlerin ve göçmenlerin, Avrupa'ya gidiş konusunda uluslararası hukuk açısından kendilerine bir serbestlik tanınmıştır. Bu anlamda da Edirne'ye çok kısa zamanda 150 bin civarında göçmen dayanmıştır. Hepimiz basından izledik. Özellikle Yunan kolluk kuvvetlerinin ve sorumlularının göçmenlere karşı davranışlarının uluslararası hukuka uymadığını, aşırı derecede kuvvet kullandıklarını, şiddet kullandıklarını ve insan onurunu, haysiyetini ayaklar altına aldığını gördük. Dün de basına yansıdığı gibi iki göçmen Yunanlılar tarafından vurularak öldürüldü. Onlarca da yaralı var ve bunların bir kısmı ise ağır yaralı.”

Malkoç: “Dünyadaki Vicdan Sahibi İnsanlar Duyarlılık Göstermeli”

Beş yıldır sığınmacılarla birlikte yaşayan Türk halkının büyük bir sınavdan alnının akıyla çıktığını vurgulayan Başdenetçi sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkemizde insanlarımızın bugüne kadar bu göçmenlere gösterdikleri gönül genişliği, sabır ve sevgiden dolayı bu millete mensup olmanın gururunu tekrar hep birlikte yaşıyoruz. Devletimizin bugüne kadar göçmenlere sağladığı yardım ve destekten dolayı da devletimize minnettarız. Öyle umut ediyoruz ki dünyadaki insan hakları savunucuları, dünyadaki vicdan sahibi insanlar burada yaşanan olaylara gereği kadar duyarlılık gösterirler. İşte onların duyarlılık göstermesi için de biz de Kamu Denetçiliği Kurumu olarak üzerimize düşeni yapacağız.”

Valilik ziyaretinin ardından Başdenetçi Malkoç ve KDK heyeti Pazarkule Sınır Kapısı ve çevresinde bekleyen göçmenleri ziyaret edip, görüşmelerde bulundu. Görüşmelerinin ardından sınırdaki gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ombudsman Malkoç bugüne kadar Türkiye’nin kendi imkânlarıyla göçmenlere yardım ettiğini söyledi ve: “"Hepinizin bildiği gibi Suriye iç savaşından sonra, savaştan kaçan, evleri yıkılan, anne babası ölen, yetim kalan, dul kalan çocuklardır, kadınlardır. Bütün savaşların mağdurları çocuklardır. Suriye iç savaşında da bunları gördük. Suriye iç savaşı aslında 21’inci yüzyılın en büyük dramı, bütün dünyanın bir sınavı. Devletimiz bütün imkanlarıyla yine insanların haysiyeti ve onuru adına Suriyeli göçmenlere yardım etmiştir bugüne kadar ve Avrupa Birliği’yle yapılan protokoller çerçevesinde gerekli adımları atmıştır. Ama gelinen nokta itibariyle görülen şudur ki, artık dünyanın bu kadar sessiz, Avrupa Birliği mensubu ülkelerinin bu kadar duyarsız kaldığı bir ortamda yapılması gereken şey mültecilere, göçmenlere uluslararası hak ve hukuku tanıyarak, arzu edenlerin Türkiye'yi terk etmesine kolaylık sağlamak. Bu, BM Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nde belirtilen bir haktır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde, Viyana ve diğer sözleşmelerde belirtilen bir haktır. Türkiye o açıdan uluslararası hukuka uygun davranmıştır" açıklamasında bulundu.

Ombudsman: “Türk Milleti Değil Bu Güne Kadar Susanlar Utansın”

Dünyanın Suriyeli mültecilerin yaşadığı eziyete kör, sağır ve dilsiz davrandığını söyleyen Başdenetçi: “AB bu konuda hiç sorumluluk almıyor. Ve bu insanlar 21’inci yüzyılda ilk çağın eziyetini yaşıyorlar. Türkiye ve Türk milleti bundan sorumlu değildir, sorumlu olanlar utansın. Bu konuya bugüne kadar ses çıkarmayanlar, üzerine düşen görevi yapmayanlar bundan mahcup olsun. Türkiye Kamu Denetçiliği Kurumu heyeti olarak bugün hem burada bulunan göçmenlerin durumunu incelemek, yaşadıkları şartları görmek ve onlara hangi yardımda bulunabiliriz, bunları tespit etmek için ayrıca Yunan hükümetinin, kolluk kuvvetlerinin evrensel insan haklarına aykırı olarak yaptıklarını tespit etmek için buradayız. Dün iki kişi öldü, bazıları dövülüp geri gönderildi. Bunların hepsi uluslararası hukuka aykırıdır ve hepsi raporlanıyor. İnsan hakları ve uluslararası hukuka aykırı davrananları tespit edip bunları dünyadaki tüm Ombudsmanlara rapor edeceğiz” diyerek atacakları adımları sıraladı.

Başdenetçi: “Bu Gidişle İki Milyon İnsan Avrupa Kapılarına Dayanır”

Sınırda Yunan güvenlik kuvvetlerinin müdahalelerini yakından inceleme fırsatı bulduğunu ifade eden Malkoç, eğer bu sert müdahaleler devam ederse yaşanacakları şöyle özetledi: “Bu insanları almamakta direnmektedirler. Bu uluslararası hukuka aykırıdır. Bu bütün insan haklarıyla ilgili sözleşmelere aykırıdır. Dünya şunu yaşayarak öğrendi. Sınırlarınızda istediğiniz kadar duvar çekin, istediğiniz kadar tel örgü örün, bu insanları durduramazsınız. Yapılacak olan şey, bu insanlara karşı uluslararası hukuka uygun davranmaktır. Türkiye'nin gösterdiği gayreti Avrupa Birliği veya dünyanın diğer ülkeleri de gösterse hem dünyada savaşlar sona erer hem de göçmenlik sona erer. Allah kimseyi vatanından, milletinden mahrum etmesin. Gördüğümüz şey şu; eğer dünya buna bir tedbir almazsa olacak olan şey şudur: AB, Yunanistan aracılığıyla 100-200 bini engeller ama bu insanların ülkesinde barış temin edilmezse, bunların o ülkede karınları doyurulmazsa tahminen söylüyorum yakında iki milyon insan bu duvarlara, tel örgülere rağmen Avrupa'nın içlerine doğru gidecektir. Kendilerini çok azimli ve kararlı gördük. Bütün kurumlarımızın, devletimizin kendilerine yaptıkları yardımdan memnunlar. Günlük yiyecekleri temin ediliyor. Özellikle hastalanan kadın ve çocuklara sağlık hizmeti veriliyor.”

Malkoç: “Bu Türkiye’nin Problemi Değil Bir İnsanlık Dramıdır”

Başdenetçi sınır kapısındaki açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı. İngiliz gazetenin muhabirinin “Yunanistan'ın sınırı kapamasına ve şiddetine rağmen niye halen mültecileri göndermeye çalışıyorsunuz?" şeklindeki provokatif sorusuna verdiği cevapla Başdenetçi Türk halkının sesi oldu ve: “Böyle bir soruyu sormaya hakkınız yok lütfen. Bakın biz bir insan hakları kurumuyuz. Gelip burada bu milletin fertlerine kurumlarına böyle bir soru sormaya hakkınız yok. Bu bir insanlık dramı Türkiye'nin problemi değildir insanlık dramı. İngilizler, Almanlar, Amerikalılar veya diğer ülkeler 21'nci yüzyılın bu dramına, bu sıkıntısına insan hakları adına el atmalıdır. Türkiye'yi burada itham etmek vicdansızlıktır ahlaksızlıktır. Önce gidip bunu kendi ülkene sorman gerekiyor. Bunu gidip Avrupa'ya sorman gerekiyor. Türkiye üzerine düşeni fazlasıyla yapmıştır. Bu kadar insanın yükünü tek başına kaldırması mümkün değildir. Bu mültecilerin burada çektiği sıkıntılardan dolayı Avrupa dönsün kendinden utansın. Buna müdahale etmeyen, İdlib'de verilen şehitlere rağmen Türkiye'ye destek veremeyen Amerika'nın sorumluları utansın. Türkiye 10 yıl boyunca burada üzerine düşeni yapmıştır. Bunun sorumlusu üzerine düşeni yapmayan Avrupa'dır. Türkiye kendi hukuku açısından uluslararası anlaşmalara göre üzerine düşenleri yapıyor. Bu soruları Avrupa'daki yetkililere, onların duyarsızlığına sorun. Bir insan hakları kurumunun başındaki Ombudsman olarak bunu ifade ediyorum. Tekrar söylüyorum Türkiye kendi hukuku açısından ve Birleşmiş Milletler Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi açısından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve de Cenevre Anlaşması açısından üzerine düşen sorumluluğu yerine getiriyor. Bu soruları gidin Avrupa'daki yetkililere ve onların duyarsızlığına sorun. Gidin onları insan hakları adına harekete geçirin. Kapıyı açmayan ve uluslararası hukuka göre kapıyı açmak zorunda olan Yunanlılara gidin. Türk milletine teşekkür etmeniz gerekir” diyerek gazetecinin iddialarını sert bir dille reddetti.

Malkoç’un açıklamasının ardından Türk gazeteciler ile tartışmaya devam eden gazeteci, iddiasını sürdürünce, Türk gazeteciler bir mülteciyi tesadüfen yoldan çevirerek, "Seni buraya zorla mı getirdiler?" diye sorunca, Afgan genç, "Hayır ben kendi paramla taksi tutarak geldim" dedi.

Başdenetçi: “Bugüne Kadar Bu İnsanların Dertleri İle İlgilenmeyenler Bundan Sonra İlgilenmek Zorunda Kalacaklar”

Başdenetçi gazetecilerle yaptığı röportajda hiçbir göçmenin buraya zorla getirilmediğini açıkça ifade etti ve: “Göçmenlerin kendi hakkıdır buraya gelmesi. Türkiye'nin bunu engellemesi doğru değildir. Ayrıca buraya geldikten sonra da örneğin sınırı geçmekten vazgeçti diyelim. Burada bekleyen otobüsler isteyeni istediği yere götürüyor o zaman. O açıdan Türkiye hem kendi hukuku ve hem de uluslararası hukuku açısından üzerine düşeni yapıyor. Bugüne kadar bu insanların dertleri ile ilgilenmeyenler bundan sonra ilgilenmek zorunda kalacaklar. 21'inci yüzyıldayız bu insanlardan bütün dünya sorumlu, sadece Türkiye değil. Türkiye üzerine düşeni yapmıştır ve yapmaya devam ediyor. Hiç kimse buraya zorla getirilmiyor. Kim arzu ediyorsa nereye gitmek istiyorsa burada otobüsler var onları götürecekler. Önümüzdeki günlerde raporu yayınlayıp Birleşmiş Milletlere göndereceğiz" diyerek sınırdaki göçmenlerle görüşmesine devam etti.