KDK, Türkiye-Yunan Sınırındaki Göçmenleri Anlatan Raporu Açıkladı

Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç ve KDK Heyeti, 3 Mart Salı günü Edirne’ye giderek sınır kapılarında ve sınır köylerinde Yunanistan güvenlik güçleri tarafından kötü muamele gören sığınmacıların durumlarını yerinde inceleyerek rapor hazırladı.

Bir hak arama ve insan hakları kurumu olan Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından hazırlanan rapor, Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç tarafından dünya Ombudsmanlıkları, insan hakları kurumları ve kamuoyuyla paylaştı.

Başdenetçi Malkoç yaptığı açıklamada, 2011 yılından bu yana devam eden Suriye iç savaşında bir milyona yakın insanın öldüğünü, 5.5 milyon insanın ise Suriye dışına göç ettiğini söyledi. Başdenetçi Malkoç, on binlerce insanın işkence gördüğü, milyonlarca kadın, çocuk ve yaşlının kötü muameleye muhatap olduğu iç savaşın hala devam etmesinden duyduğu endişeyi dile getirdi. Başdenetçi konuşmasında: “Her savaşta olduğu gibi Suriye iç savaşında da en büyük zararı kadınlar ve çocuklar görmektedir. Bu savaş 21’inci yüzyılın en büyük dramıdır. Bir felakettir. Ve sadece Suriye’nin ya da komşularının değil bütün insanlığın sorunudur. Ancak üzülerek görüyoruz ki savaşı çözmesi gerekenler duyarsız davranmaktadır. Ölümler, göçler karşısında ilgisiz kalan ülkeler mevcuttur” dedi.

Başdenetçi Malkoç: “Yunan Güvenlik Güçleri Bir İnsan Hakları Faciasına Neden Olmakta”

Suriye’den kaçarak Türkiye’ye sığınan 3.6 milyon Suriyeliye millet olarak kucak açtıklarını ifade eden Malkoç, Kamu Denetçiliği Kurumu olarak kamuoyunda çokça atıf yapılan bir Suriyeliler Özel Raporu yazdıklarını hatırlattı. Malkoç, “Türkiye 27 Şubat 2020 tarihinde Avrupa ülkelerine gitmek isteyenleri engellemeyeceğini duyurdu. Zaten bildiğiniz gibi göçmenlerin istedikleri ülkelere gitmesi Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesi ve Cenevre Sözleşmesi gibi uluslararası hukuktan kaynaklanan bir haktır. Bu gelişmeler üzerine Türkiye’de bulunan binlerce göçmen Edirne’de Yunanistan sınırına toplandı. Özellikle sınır geçiş kapısı olan Pazarkule’de göçmenler yoğunlaştı. Buna karşın Yunanistan tarafı ise sınır kapılarını kapatarak buraya asker ve polis yığdı. Sınırı geçmek isteyenlere orantısız şiddet uygulayan, kadın ve çocukların üzerine gaz bombası atan Yunan güvenlik güçleri bir insan hakları faciasına neden olmaktadır. Burada göçmenlere insanlık dışı muameleler uygulanmaktadır” diyerek gelişmeleri özetledi.

Malkoç: Mazlumlara İnsanlık Onuruna Yakışmayan Birçok Muamele Reva Görünüyor.

Şeref Malkoç 3 Mart 2020 tarihinde Pazarkule sınır kapısındaki tampon bölgedeki ve Türkiye-Yunanistan sınırını belirleyen Meriç Nehri kıyılarındaki göçmenlerin durumlarını incelediklerini belirterek: “Tespitlerimizi rapora dönüştürdük. Bu raporu başta Birleşmiş Milletler, Avrupa Parlamentosu, dünyadaki bütün Ombudsmanlıklar ve insan hakları kurumlarına göndereceğiz. Raporumuzda, Yunanistan yönetiminin göçmenlere karşı uluslararası hukuka aykırı davranışları ve kadın, çocuk demeden insanların üstüne gaz bombası atıldığı yer alıyor. Ayrıca müdahalelerde gerçek mermi kullanıldığı ve ölen üç göçmenden ikisinde mermi yarası olduğu açıkça beyan ediliyor. Sınırı geçmeyi başardıktan sonra yakalanan insanların, paralarını, elbiselerini, cep telefonlarını gasbeden Yunan güvenlik güçleri, göçmenleri iç çamaşırlarıyla hastalığa ve ölüme terk ediyor. Ne yazıktır ki; bu mazlumlara insanlık onuruna yakışmayan birçok muamele reva görünüyor” diyerek üzüntülerini dile getirdi.

Malkoç: Avrupa Birliği Ülkeleri Bu Vahşet Karşısında Derhal Ses Çıkarmalı

Ombudsman Malkoç, raporda Yunan yetkililerin eylemlerinin hukuksuz olduğunun altının çizildiğini ifade etti. Birleşmiş Milletleri ve Avrupa Birliği’ni Yunanistan’ı kınamaya ve hareketlerini bir an önce durdurması için ikaz etmeye çağıran Malkoç sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa Birliği yetkilileri, Avrupa Birliği ülkeleri bu vahşet karşısında derhal ses çıkarmalı, Yunanistan’ın suçuna ortak olmamalıdır. Göçmenlere yapılan baskıyı çözmek bütün insanlığın görevidir. Eğer Avrupa Birliği ülkeleri ellerini taşın altına koymadan, sadece Türkiye’yi itham ederek bu işi çözeceklerini, insanlığa karşı sorumluluklarını yerine getirdiklerini düşünüyorlarsa yanılıyorlar. Dokuz yıldır dört milyon sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye ise insanlık onuru ve haysiyet için gerekenleri yerine getirmiştir.”

Malkoç: “Dünyadaki İyi İnsanlar, Vicdan Sahibi İnsanlar Harekete Geçmeli”

Yunanistan sınırında göçmenlerin günlük gıda ihtiyaçları ve sağlık sorunları için Türkiye tarafından gerekli önlemlerin alındığını tespit ettiklerini belirten Başdenetçi Malkoç, İdlib meselesine de değindi ve arkasından: “İdlib’te üç milyon insanı bombalar altında ölmekten veya vatanından sürülmekten Türkiye korumuştur. Sığınmacılar sınır kapılarında “İdlib’ten Berlin’e, Brüksel’e” diyerek slogan atmaktadır. Bu durum karşısında biz KDK olarak tüm insan hakları savunucularını, Ombudsmanları, dünyadaki vicdan sahibi insanları Yunan yetkililerin hukuksuz davranışlarından ve yaptıkları hak ihlallerinden haberdar edeceğiz. Sizin aracılığınızla da herkesi Suriyeli göçmenlerle dayanışmaya davet ediyoruz. İnşallah dünyadaki iyi insanlar, vicdan sahibi insanlar harekete geçer bu vahşeti durdurur” dedi.

Başdenetçi Malkoç açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, sınırdaki göçmen sayısı ve barınma problemleri hakkındaki bilgileri sorması üzerine Malkoç şu cevabı verdi: “Arkadaşlar Pazarkule sınır kapısında beş-altı bin dolayında göçmen var. Bir kısmı geliyor, bir kısmı gidiyor. Bazıları kapıları zorluyor, geçemeyenler geriye dönüyor. Bir kısmı da orada sürekli kalıyor. Sınırdan asıl geçişler Pazarkule’de değil, Meriç boyunca olan 204 kilometrelik nehir hattından yapılıyor. Nehir kıyılarındaki köylerden Yunanistan’a Bakanlığın açıkladığı gibi 150 bin civarında geçiş olduğu söyleniyor. Pazarkule’deki görüntü ve bekleyiş bizi yanıltmamalı. Dört-beş bin civarında sığınmacı Yunan güçleri tarafından soyularak, gasp edilerek geri püskürtülmüş. Bu hatta ambulanslar ve doktorlar var. Türkiye’nin STK’ları ve Kızılay burada gıda yardımı yapıyor. Barınma konusunda kalıcı bir önlem yok çünkü doğru olan bu, insanlar halkın getirdiği çadırlarda kalıyor. Meriç kıyısında bekleyen insanlar Avrupa Birliği’nden gelecek yasal geçiş iznini bekliyorlar.”

Başdenetçi Malkoç: “İnsanımız Kendi Çocuğunun Ayağındaki Botu Çıkartarak Sığınmacı Çocuğa Veriyor”

Bir başka gazetecinin geri dönen sığınmacıların Edirne kent merkezinde yaşamaya çalıştığı, bu konuda KDK’nın bir çalışması olup olmadığının sorulması üzerine Malkoç: “Edirne kent merkezinden ziyade sığınmacıların otogarda yoğunlaştığını görüyoruz. Sınır kapısına giderek buradan geçemeyeceğini anlayan ve vazgeçen kardeşlerimiz için gidecekleri yere götürmek için burada otobüsler bekliyor. Başta Edirne Valiliğimiz olmak üzere bütün kamu memurları gerekli tedbirleri almış, Edirne halkı da kardeşlerimize destek oluyor. Özellikle Meriç hattındaki köylerdeki insanlarımız bekleyen göçmenlere evinden yemek getiriyor, kendi çocuğunun botunu çıkartarak sığınmacı çocuğa veriyor. Bu bizi onurlandırdı ve duygulandırdı. Zor bir olay, umut ediyoruz ki Sayın Cumhurbaşkanımızın bugün Brüksel’de kuracağı temaslarla bu soruna bir çözüm bulunur. Moskova’da Sayın Putin’le Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı anlaşmayla üç milyon insanın ölmesi veya göç etmesi önlendi ancak bu geçici bir çözüm. Ahlak, vicdan sahibi bütün yöneticileri alakadar eden bu soruna kalıcı bir çözüm gerekiyor. Bu günler geride kalır, buralara barış gelir ancak Avrupalı yöneticilerin sicillerine bu günler kara leke gibi işlenir. Türkiye’nin, Türk milletinin yapmış olduğu çalışmalar ise medar-ı iftihar olarak tarihe kaydedilir” dedi.

Ombudsman: “Temennimiz Varılacak Bir Anlaşmayla Bu Göçün Sağlıklı Bir Şekilde Sonuçlanarak Sorunun Çözülmesidir”

Basın mensuplarından gelen “Sınırdaki insanlar en çok hangi ülkelere gitmek istiyor” sorusunu Ombudsman Malkoç şu sözlerle yanıtladı: “Öncelikle göçmenleri çok azimli ve kararlı gördüm. Orada, soğukta, kundaktaki bebeğine sarılmış olarak “biz gideceğiz” diyorlar. Biraz önce attıkları sloganı söyledim. “İdlib’ten Berlin’e, Brüksel’e” diyorlar. Bu kadar azimli olan insanlar hedeflerine ulaşır. Temennimiz varılacak bir anlaşmayla bu göçün sağlıklı bir şekilde sonuçlanarak sorunun çözülmesidir. Yakında havalar ısınınca, Meriç Nehrinin debisi azalınca belki yüzbinler geçecek karşıya, belki 2015 yılındakinden daha büyük bir akın olacak. Bu konuda herkesin birbirine yardımcı olması gerekiyor. Tabi biz meselenin sadece insan hakları boyutuyla ilgileniyoruz, diğer taraflarıyla yetkililer meşgul olacaktır.”

Almanya ve Hırvatistan’ın reşit olmayan çocukları ülkelerine sığınmacı olarak alacakları açıklaması da Başdenetçiye soruldu. Malkoç: “Bu sorun geçici tedbirlerle çözülemez. İyi niyetle söylenmiş olabilir ancak burada kalıcı bir çözüm, kalıcı bir düzenleme gerekiyor. Bunu da Türkiye ve Avrupa devletleri yapabilecek kudrette. Bizim KDK olarak görevimiz, vicdan sahibi bütün ülkeleri harekete geçirmek, demokratik yollardan onları ikaz etmektir. ”

Türkiye-Yunanistan sınırına gerçekleştirilen bu incelemeler doğrultusunda hazırlanan rapor farklı dillere çevrilerek dünyadaki Ombudsmanlıklara ve insan hakları kurumlarına gönderilecek.

Basın toplantısına Kamu Denetçileri Yahya Akman, Arif Dülger, Sadettin Kalkan, Celile Özlem Tunçak, KDK uzmanları ve medya temsilcileri katıldı.