2. İstanbul Uluslararası Ombudsmanlık Konferansı Gerçekleştirildi

60 ülkeden 200’e yakın Ombudsman ve insan hakları savunucularının katıldığı ve “İyi Yönetim İlkeleri” temasıyla düzenlenen “2. İstanbul Uluslararası Ombudsmanlık Konferansı” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşmasıyla yapıldı.

Programda, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit ve Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç da birer konuşma gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Millî İradenin Üstünlüğü İlkesini Demokrasimizin Merkezine Yerleştirdik”

Konferansın açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KDK’nın düzenlemiş olduğu 2. Uluslararası Ombudsmanlık Konferansının tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konferansın temasının “iyi yönetim ilkeleri” olarak belirlenmesini isabetli bulduğunu belirterek, “Millet olarak bu konuda çok güçlü bir birikime sahibiz. Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig, Nizamülmülk’ün Siyasetname, Koçi Bey’in Koçibey Risalesi, İbn-i Haldun’un Mukaddime gibi eserleri, devlet yönetimi konusunda dönemlerinin çok ilerisinde mesajlara sahiptir” dedi.

Vatandaşlarıyla güçlü bağlar tesis edemeyen devletlerin, iç ve dış müdahalelere karşı çok daha korunmasız kaldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, halkına sahip çıkmayan, sıkıntılarına çözüm yolu aramayan, tam tersine itirazları hoyratça bastırmaya çalışan devletlerin, çok büyük acılar ve yıkımlarla karşılaşabildiğini söyledi

“Türkiye’nin farkı, tarihî tecrübelerinden süzülüp gelen bir ferasetle, devlet ile millet arasındaki güçlü bağa sıkı sıkıya sahip çıkmasıdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bu sayede yıllardır terör örgütlerinin saldırılarından ekonomik tuzaklara kadar pek çok tehditle yüzleşmesine rağmen dimdik ayakta kalmayı ve gücünü sürdürmeyi başardığını anlattı.

İnsan merkezli olmayan; iyilik yapmayı, kötülükten sakınmayı, dosdoğru olmayı hedeflemeyen her yapının ve her anlayışın, eninde sonunda yıkılmaya mahkûm olduğunu hiç unutmadıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak, özellikle de son dönemde hayata geçirdiğimiz köklü reformlarla, önce geçmişte yapılan hataları ve eksikleri giderdik. Bununla kalmadık, gerçekleştirdiğimiz yönetim sistemi değişikliğiyle, millî iradenin üstünlüğü ilkesini demokrasimizin merkezine yerleştirdik” diye konuştu.

“Devlet İle Millet Arasındaki Bağı Güçlendirecek Adımlar Atmaya Devam Edeceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin kamu kurumlarına karşı hak arama arayışlarını çoğaltmanın, çeşitlendirmenin ve etkinleştirmenin önemine işaret ederek Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolu, Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki CİMER, belediyelerde çeşitli isimlerle faaliyet yürüten birimler ve TBMM bünyesinde ihdas edilen Kamu Denetçiliği Kurumu’nun bu anlayışın bir ürünü olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İdarelerin, vatandaşın sesine duyarsız kalması söz konusu olamaz.

Kamu kurumu yöneticilerinin, vatandaşın sesine duyarsız kalmasının söz konusu bile olamayacağına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, her fırsatta vatandaşlarla bir araya geldiğini, halka doğrudan teması güçlü olduğunu, böyle bir duyarsızlığa başta kendisinin izin vermeyeceğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kamu imkânlarını, belirli güç odaklarının tekelinden çıkartıp milletimizin emrine verdikçe, içeride ve dışarıda çok daha emin adımlarla yürüyebilen bir ülke hâline geldik. İnşallah önümüzdeki dönemde, devlet ile millet arasındaki bağı çok daha güçlendirecek adımlar atmaya, uygulamaları hayata geçirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kerameti kendinden devlet yönetimi artık geride kalmıştır.

Türkçede “idare-i maslahat eylemek” şeklinde “var olan durumu sürdürmek” olarak ifade edilebilecek bir söz bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şikâyetlerin çoğaldığı bir yerde idare-i maslahatta ısrar ise, halka zulmetmektir. Bizim milletimiz, ‘Zulümle abad olanın akıbeti berbad olur.’ der. Hak ve adalet temelli her itirazın, kamu nezdinde karşılık bulması, zulmün önüne geçecek en önemli yöntemdir. ‘Hikmet-i Hükûmet’ dediğimiz, yaptıkları sorgulanamayan, kerameti kendinden devlet yönetimi artık geride kalmıştır. Bunun yerine, hukuka ve insan haklarına dayalı, güvenilir ve şeffaf devlet yönetimi genel kabul hâline gelmiştir” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “bireyi devlet karşısında koruma” hassasiyetinin sınırları iyi bir şekilde belirlenmesi şartıyla, kesinlikle doğru bir ilke olduğuna vurgu yaparak, “Kanunlara uyulması, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, kazanılmış haklara saygı, bilgi edinme hakkı, savunma hakkı, kararların gerekçeli verilmesi, karşı başvuru yollarının belli ve açık olması, kişisel verilerin korunması gibi ilkelere kim, niye itiraz etsin ki? Buradaki sorun, kendi içinde bu sistemi devlet-birey dengesi gözeterek kuran Batılı ülkelerin, diğer ülkeler söz konusu olduğunda, tamamen bireyci bir dayatma içine girmesidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İyi Yönetim Tartışmaları, İdealler Ve İmkânlar Çerçevesinde Yürütülmeli

İyi yönetim tartışmalarının, idealler ve imkânlar çerçevesinde yürütülmesi gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, devlet geleneğinde zaten var olan tecrübeler ışığında, bu bakımdan en az sorun, sıkıntı yaşayan ülkelerden biri olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Anayasa ve hukuk külliyatında devlet-vatandaş ilişkilerinde bireyi önceleyen oldukça hacimli bir içtihat birikimi bulunduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uygulamadaki sorunların çözümü konusunda da her türlü iradeyi samimiyetle ortaya koyan ve mesafe kat eden bir yönetim iş başında bulunuyor. Bu hususların üzerinde, demokrasi, hukuk devleti, insan hakları ve iyi yönetim ilkeleri doğrultusunda samimi gayret gösteren ülkelere haksızlık yapılmaması gerektiğini belirtmek için duruyorum. Mesela Avrupa İyi Yönetim Yasası, birliğin kuruluşundan neredeyse yarım asır sonra, 2001 yılında çıkartılmıştır. İyi yönetim konusunda samimi çaba gösteren ülkeleri, güçlerini aşan dayatmalar yerine, işlerini kolaylaştıracak formüllerle desteklemenin, herkes için çok daha doğru olacağına inanıyoruz.”

Konferansta yaptığı konuşmasında Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç da, Kamu Denetçiliği Kurumunun, idarenin hizmetlerinin kalitesinin yükselmesine, iyi yönetim ilkelerinin yerleşmesine, insan haklarının gelişmesine, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, hak arama kültürünün yaygınlaşmasına, şeffaf ve insan odaklı idarenin oluşmasına katkı sağlamaya çalıştığını bildirdi.

Kamu Başdenetçisi Malkoç: Cumhurbaşkanımız, Suriye barışı için Ombudsmanlık görevi yapıyor.

Malkoç konuşmasını şöyle sürdürdü: "Sayın Cumhurbaşkanım, 17 yıldan beri çok büyük hizmetler yaptınız. Türkiye'yi kalkındırdınız. İnsanımızın refahını artırdınız. Türkiye'ye yeni imkânlar ve yeni kurumlar kazandırdınız. İnsanların hak arama alanlarının önündeki engelleri kaldırdınız. Hak arama alanını genişlettiniz. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı bunlardan biridir. Hak arama kurumu olarak Kamu Denetçiliği Kurumu sizin Başbakanlığınız döneminde kuruldu. 21. yüzyılın en büyük dramı olan Suriye'deki iç savaşta evleri yıkılanlara, bombalar altında can verenlere, 4 milyon Suriyeli’ye sizin öncülüğünüzde bu millet kucağını açtı. Şimdi ise bu insanların evlerine, vatanlarına dönmesi için güvenli bölge oluşturdunuz. Suriye'ye barışın gelmesi için ABD ile İran'la Rusya arasında hakemlik yapıyorsunuz. Yani bir bakıma Suriye barışı için Ombudsmanlık yapıyorsunuz, emeğinize sağlık."

Türkiye'nin dünyadaki gariban, yoksul, mağdur ve muhtaçlara en fazla yardım eden ülke olduğunu vurgulayan Malkoç, "Kamu Denetçiliği Kurumu 7 yıldan beri çalışmalarını sürdürmektedir. Bu süre içerisinde 76 bin 715 yazılı şikâyet aldık. Yine bu süre içerisinde 350 bin 452 kişiye telefonda ya da yüz yüze görüşerek yardımda bulunduk, katkı sağladık, hukuki destek verdik. Kamu Denetçiliği Kurumu şikâyet alıp, idareyi denetlemenin, tavsiye kararı vermenin yanı sıra halkın avukatlığını yapmaktadır." dedi.

Kamu Denetçiliği Kurumunun verdiği tavsiye kararları ile idarenin hukuki açıdan ve iyi yönetim ilkeleri açısından gelişmesine katkı verdiğini de kaydeden Malkoç, kurumun halk ile devlet arasında kaynaşma ve kucaklaşmanın sağlanmasını temin etmeye çalıştığını ve bir yönüyle halkın dertleri ve sorunları arasında mahkemeye gitmeden çözümler üretmeye çalıştığını söyledi.

Başdenetçi Malkoç: Adalete ulaşmada 3 unsur çok önemli.

Başdenetçi Malkoç, "Adalete ulaşmada 3 unsur çok önemli. Bir kolay müracaat, iki ucuz veya bedava olması, üçüncüsü hızlı olması. "Geciken adalet adalet değildir' derler atalarımız. Kamu Denetçiliğine başvuru çok kolaydır. Biz başvuru parası ve şahit parası almıyoruz. Hepsini Kamu Denetçiliği Kurumu yapıyor." ifadelerini kullandı.

Bugüne kadar yapılan başvuruların hepsinin sonuçlandığının bilgisini veren Malkoç, “31 Ekim 2019 tarihi itibarıyla Kurumumuza 17 bin 148 başvuru yapılmıştır. Yine bu tarih içerisinde Kurumumuzdan 18 bin 500 karar çıkmıştır. Bizim verdiğimiz kararlar bazen 1 kişiyi bazen de 100, 1.000 kişiyi ilgilendirdiği kararlar oluyor. SGK ile verdiğimiz ya da ÖSYM ile ilgili verdiğimiz kararlar bunların örnekleridir. Kurumun ilk kurulduğu yıllarda kurumun tavsiye kararlarına uyma oranı yüzde 20 civarındayken yüzde 75'e çıkmıştır. Avrupa'da bunun ortalaması yüzde 80 olduğu göz önüne alınırsa 7 yılda aldığımız mesafe önemlidir.

Malkoç: Kamu Denetçiliği Kurumuna re’sen inceleme yetkisi verilsin.

Dünyada 8 tane Ombudsmanlık Ağının üyesi olduklarının bilgisini veren Malkoç, “Dünyanın buluşma noktası olan İstanbul'da 60 ülkeden 150'ye yakın, Ombudsman, insan hakları savunucusu ve akademisyenle birlikteyiz. İslam ülkeleri Ombudsmanlık Birliğinin ve Asya ülkeleri Ombudsmanlık Kongresini İstanbul'da yapacağız. Kamu Denetçiliği Kurumuna re’sen inceleme yetkisi verilirse Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine daha çok katkıda bulunuruz ve halkın refahı konusunda daha etkin hale geliriz. Bizim alanımızda TBMM dilekçe komisyonu, CİMER var, Etik kurulu var. Birçok kurul var. Bu kurulların bir araya gelmesi daha faydalıyken yeni bir kurum ihdas yerine Kamu Denetçiliği Kurumunun kazandığı tecrübe ile yatırım ombudsmanlığının Kamu Denetçiliği Kurumuna verilmesinin daha uygun olacağını düşünüyoruz."

TBMM Başkanı Şentop: KDK’nın kararlarına uyma oranı yüzde 75'lere ulaşmıştır.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop ise, başlangıçta Kamu Denetçiliği Kurumu kararlarına, kamu kurumlarının uyma oranının yüzde 20'lerde iken bu oranın bugün yüzde 75'lere ulaştığını belirtti. Bugünkü oranın kurumun uzun yıllar var olduğu Batı ülkelerindeki oranlardan da yüksek olduğunu vurgulayan Şentop, batı ülkelerindeki oranların, ortalamayı arttıran bilhassa İskandinav ülkelerindeki yüksek oran olduğunu yoksa birçok Batı ülkesinde oranın Türkiye'dekinden daha düşüktür olduğunu söyledi.

Kurumun tanınırlığının artmasının başvuru sayısındaki artıştan da rahatlıkla izlenebildiğini kaydeden Şentop, "Bu sonuçlar, uygun ve kolay mekanizmalar geliştirildiği zaman insanımızın tercihini uzlaşma yönünde kullanacağını da ortaya koymaktadır. Bu kurum ve mekanizmaların kültürel kodlarımızla uyumunun düşünülmesi, hatta medeniyetimizin yüzlerce yıllık tecrübesi içinde şekillenmiş kural ve kurumların yeniden değerlendirilmesi ve üretilmesi suretiyle oluşturulmasıysa çok daha hızlı kabul edilmesini ve etkili sonuçlarının ortaya çıkmasını sağlayacaktır." diye konuştu.

Yargıtay Başkanı Cirit: KDK’nın kurulması hukuk devletinin ve insan haklarının gelişimi için önemli bir kilometre taşıdır.

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit de Kamu Denetçiliği Kurumunun kurulmasının hukuk devletinin ve insan haklarının gelişimi bakımından önemli bir kilometre taşı olduğunu vurgulayarak, "Halkın bir emaneti olan kamu görevi, kamu yetkisi, kamu kaynakları için kamu yararı için yapılır. Kamu görevinin liyakat sahibi kişilere verilmesi devlet yönetimindeki kritik rolü ilk çağlardan beri üzerinde önemle durulan bir konu olmuştur." ifadesini kullandı.

Halkın yönetime ve devlete güven duymasının ön koşulunun tüm kamu hizmetlerinin şeffaf ve topluma karşı hesap verebilir bir şekilde yönetilmesi olduğunu aktaran Cirit, şöyle devam etti:

"Halkın en çok güven duyduğu kurumların başında gelen yargı organı şeffaflık ve topluma karşı hesap verebilirlik ve liyakat açısından en yüksek standartları uygulaması gerekir. Anayasamıza göre yargı yetkisini doğrudan millet adına kullanan mahkemelerin şeffaflığı, hesap verebilirliği aynı zamanda yargının bağımsızlığının teminatıdır. Yargının insan haklarını koruma işlevini güçlendirmek yargı mensuplarının hem bireysel hem kollektif sorumluluğudur. Bu kollektif sorumluluğun yerine getirilmesinin en somut ve canlı örneği yargıda şeffaflıkla ilgi İstanbul bildirgesidir. 37 ülkeden gelen yüksek mahkeme başkanlarının katılımıyla yargıtay başkanları tarafından geliştirilen İstanbul bildirgesi 23 Temmuz 2019 tarihinde BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi'nde kabul edilmiştir. BM üye tüm devletler tarafından oy birliğiyle kabul edilen bildirge insan hakları bakımından tarihte yerini almıştır. Yıllardır vurgulanan yargıda şeffaflık kavramı küresel ölçekte bütün yönleriyle tanımlanmış, açıklanmış ve standartları belirlenmiştir."

Konferansa ayrıca, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı Mihrimah Belma Satır, Kamu Denetçileri Arif Dülger, Celile Özlem Tunçak, Hüseyin Yürük, Sadettin Kalkan, Yahya Akman, Kurum Genel Sekreteri İbrahim Kılınç, kamu idarelerinin yetkilileri ile akademisyenler katıldı. Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve katılımcılar hatıra fotoğrafı çektirdi.

2 gün süren konferansta öğleden sonraki bölümde, İdarelere Yol Gösterici Nitelikteki Araçlar: İyi Yönetim İlkeleri, Ombudsmanın tavsiyelerinde temel ilkeler: eşitlik, adalet, tarafsızlık, ayrımcılık yapılmaması ve yetkinin kötüye kullanılmaması, 21. yüzyılda öne çıkan ilkeler: Şeffaflık, hesap verilebilirlik, bilgiye erişim hakkı ve kişisel verinin korunması ve Ombudsmanlıkların gelecekteki rolleri ve sorumlulukların paylaşılması başlıkları ele alındı.

Başdenetçi Malkoç, program kapsamında Ukrayna, Azerbaycan, Bangladeş, Kazakistan, Pakistan, Çin ve İran heyetleriyle de ikili görüşmelerde bulunarak çalışmalar hakkında bilgi alışverişinde bulundu.

Programda Kamu Denetçileri Arif Dülger ve Celile Özlem Tunçak, Ukrayna heyetiyle bir araya gelerek çocuk ve eğitim konuları hakkındaki tecrübe ve çalışmalarını heyet ile paylaştı.

Kamu Denetçisi Sadettin Kalkan, Çin heyetinin düzenlemiş olduğu resepsiyona katılarak kurumun işleyişi hakkında bilgi verdi.

KDK, Asya Ombudsmanlar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Oldu

Asya Ombudsmanlar Birliği 16. Genel Kurul Toplantısı yapıldı. Toplantıda, Kamu Denetçiliği Kurumu Asya Ombudsmanlar Birliği Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi.

Başdenetçi Şeref Malkoç, Asya Ombudsmanlar Birliğinin kongresine Türkiye olarak ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşadıklarını ve Türkiye’nin de yönetim kuruluna dahil olduğunu bildirdi.

Ombudsmanlık Kurumlarının insan haklarıyla ilgili görev yaptığını hatırlatan Malkoç, dünyada birçok zulmün, haksızlığın, yanlışlığın ve insan hakları ihlalinin olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin Asya Ombudsmanlar Birliği Yönetim Kurulu Üyeliğine seçilmiş olması, özellikle ülkemizin 21. yüzyılda büyük dram olan Suriye savaşında, oradaki mağdurlara, mazlumlara, muhtaçlara verdiği destek açısından son derece önemlidir. Sayın Cumhurbaşkanımız, Trump ile Rusya Devlet Başkanı Putin ile İran ile yaptığı görüşmelerle Suriye konusunda hakemlik yürütmektedir. Bugün toplantıda bunu ifade etti. Bu açıdan Türkiye bütün platformlarda daha aktif durumdadır. Yarın İslam Ülkeleri Ombudsmanlar Birliğinin kongresi olacak, orada da aynı etkinliğimizi sürdüreceğiz.”

KDK Ve Bosna Hersek Ombudsmanlık Kurumu Arasında Mutabakat Zaptı İmzalandı

2. İstanbul Uluslararası Ombudsmanlık Konferansı kapsamında Türkiye Kamu Denetçiliği Kurumu ve Bosna Hersek İnsan Hakları Ombudsmanlık Kurumu arasında işbirliğinin güçlenmesi amacıyla Mutabakat Zaptı imzalandı.

Malkoç: Balkanların huzuru ve refahı demek dünyanın huzuru ve refahı demektir.

Balkanların çok ayrı önemi ve yeri olduğunu bildiren Malkoç, “Özellikle balkanların kalbi sayılan Bosna’nın da bizdeki yeri başkadır. Çünkü balkanların huzuru, barışı, refahı demek Türkiye’nin huzuru, barışı ve refahı demektir. Hatta dünyanın huzuru ve barışı demektir. Bu ilişkiyi Ombudsmanlar açısından sürdürmek hepimizin görevi. Biz geçen yıl Saray Bosna’da davetiniz üzerine böyle bir toplantıya katıldık son derece memnun olmuştuk. Bosna’dan da çok iyi duygularla ayrıldık.” Dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Sırbistan Cumhurbaşkanı ve Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyiyle ilişkilerinin çok güzel olduğunu kaydeden Malkoç, “Ben Ombudsmanlık görevinden önce Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanlığı görevini yürütüyordum. Orada da Bosna’ya ve balkanlara ne kadar önem verdiğini bizzat yakından gördüm. Biz bunu Ombudsmanlık Kurumları açısından da bugün taçlandıracağız.” Diye konuştu.

İslam İşbirliği Teşkilatı Ombudsmanlar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Malkoç Oldu

2’nci Uluslararası Ombudsmanlık Konferansı’nın son gününde İslam İşbirliği Teşkilatı Ombudsmanlar Birliği (İİTOB) Genel Kurulu toplantısı yapıldı. Toplantı sonucu İİTOB Yönetim Kurulu’nun ilk başkanlığı Türkiye’ye verilirken, Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Malkoç oldu.

Malkoç: 5 yıldan beri yürütülen İslam İşbirliği Teşkilatı Ombudsmanlar Birliğine Türkiye’nin seçilmesi memnuniyet verici bir husus.

Çok faydalı bir toplantı olduğunu dile getiren İslam İşbirliği Teşkilatı Ombudsmanlar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Malkoç, “Çok faydalı bir toplantı oldu. Asya Ombudsmanlar Birliği’nin kongresi yapıldı. Türkiye, Asya Ombudsmanlar Birliği’nin yönetim kuruluna seçildi. İslam İşbirliği Teşkilatı Ombudsmanlar Birliği’nin kongresi yapıldı. Türkiye Ombudsmanlığı, İslam İşbirliği Teşkilatı Ombudsmanlar Birliği’nin başkanlığına getirildi. İslam İşbirliği Teşkilatı Ombudsmanlar Birliği henüz kurulmamıştı. Yürütme komitesi tarafından 5 yıldan beri yürütülüyordu. İstanbul’da yapılan bu genel kurulla beraber ilk defa İslam İşbirliği Teşkilatı Ombudsmanlar Birliği başkanı seçildi. O da Türkiye’ye verildi. Buda memnuniyet verici bir husustur “ diye konuştu.

“Ülkemiz adına, Müslümanlık adına, insanlık adına yapmamız gereken şeyler var”

Türkiye Ombudsmanlığının dünyadaki diğer ombudsmanlar birliklerinde yönetici ve yönlendirici olduğunu ifade eden Malkoç, “Türkiye ombudsmanlığı dünyadaki 8 ombudsmanlık ağının üyesidir. Her birinde aktiftir, yöneticidir, yönlendiricidir. Asya Ombudsmanlar Birliği’nde, Avrupa Ombudsmanlar Birliği’nde, Akdeniz Ombudsmanlar Birliği’nde etkili yöneticiyiz. Şimdi de İslam İşbirliği Teşkilatı Ombudsmanlar Birliği’nin dönem başkanlığına seçildik. Buda Türkiye açısından önemli bir şey. Ülkemiz adına, Müslümanlık adına, insanlık adına yapmamız gereken şeyler var. Umut ediyorum bundan sonra daha iyi olacak “ dedi.

Program, kültürel ve sosyal etkinliklerle sona erdi.