Malkoç: KDK Toplumu Diri Tutan Bir Hak Arama Kanalıdır

Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın (SETA) 10 Aralık 1948’de İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin ilan edilmesine atfen “İnsan Hakları Koruma Paneli” düzenledi. Moderatörlüğünü SETA Hukuk ve İnsan Hakları Araştırmaları Direktörü Cem Duran Uzun’un yaptığı panelde Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı Süleyman Arslan ile Kişisel Verileri Koruma Kurulu Başkanı Faruk Bilir konuştular.

Başdenetçi Malkoç konuşmasının başında Türkiye’nin şimdiki ve 20 yıl önceki durumunu karşılaştırdı ve şöyle söyledi: “Türkiye’de son 15 yılda her alanda olduğu gibi insan hakları alanında da çok büyük değişimler oldu. Ancak insan nimetin içinde olduğu zaman bu nimeti gereğince idrak edemiyor. Türkiye’de bundan 20 yıl önce özel mahkemeler vardı, astığı astık, kestiği kestik idi yahut askeri mahkemeler vardı sivilleri dahi yargılayan. Faili meçhul cinayetleri, işkenceyi ise artık hiç konuşmuyoruz. Uzlaşmacılık gibi yargı dışı alternatif çözüm yolları getirildi bugün. Oysa geçmişte Refah Partisi’nin kapatılma nedenlerinden birisi yargı dışı alternatif yollar getirmeye çalışmasıydı. Bugün yargıyı rahatlatan çözümler geçmişte parti kapatma nedeni oluyordu. MGK’lar, Cumhurbaşkanlığı seçimleri hep olaylı geçerdi.”

Başdenetçi: Türkiye’de Hak ve Özgürlükler İleri Düzeyde Yeter ki Halkımız Haklarını Bilsin

Şeref Malkoç uluslararası alanda hak ve özgürlük mevzuatı açısından Türkiye’nin son derece iyi bir yerde olduğunu söyledi ve ekledi: Kişisel verileri koruma kurulu, TİHEK, Dilekçe Komisyonu, Etik Kurulu, KDK, anayasa mahkemesine bireysel başvuru hakkı, insan hakları alanında ülkemizde yaşanan çok önemli gelişmelerdir. Bunlar toplumu diri tutan hak arama kanallarıdır. Bu ortamı zehirleyen terördür, örgüt hadiseleridir, PKK’ya, FETÖ’ye, DAEŞ’e karşı önlem alınması için OHAL ilan edilmek zorunda kalındı. OHAL kalktı ancak nasıl hastalıktan çıkan insan bir iyileşme dönemi geçiriyorsa Türkiye’de hak ve özgürlükler açısından bir nekahat dönemi yaşıyor. Bizlere, STK’lara, üniversitelere düşen bu nekahat dönemini Türkiye’nin bir an önce aşmasını sağlamaktır.

Ombudsman: İyi insanların güzel insanların çabası güzellikleri arttırmak, çirkinlikleri engellemektir

KDK olarak yaptıkları çalışmaları da anlatan Ombudsman Malkoç uzlaşmanın insanın fıtratında yer aldığını ifade etti ve: “Dünyadaki tüm imkânlar insanın emrine verilmiş. Bu mükemmel varlıktan, insandan, sadece adaletli olması isteniyor. İyi insanların güzel insanların çabası güzellikleri arttırmak, çirkinlikleri engellemektir. İdarenin iyi olması için çalışan yapıların görevi de budur. İnsan bir sorun çıktığında uzlaşmaya çalışır çünkü bu fıtrat gereğidir. Mahkeme kararında mutlaka bir taraf üzülürken uzlaşma ve anlaşmada iki tarafın da mutlu olma ihtimali çok yüksektir. Biz de bir ulaşma mekanizmasıyız. Elbette toplumda ihtilaf olacaktır ama anlaşarak çözmek en önemli meseledir. Biz bütün Türkiye’yi dolaşıyoruz ve gördüğümüz şu, eğer insanımız hakkını aramak konusunda daha dikkatli olsa var olan sorunların yarısı inanın çözülecektir. Gittiğimiz illerde STK’ları, muhtarları, ilin mülki amirlerini bir araya getirip bir kürsü kurarak şikâyetleri alıyor, aynı ortamdaki idare yetkililerinin dinlemesini sağlıyoruz. Bu çalışmayı 30 ilde gerçekleştirdik. 105 üniversitede Ombudsmanlık toplulukları kurduk, 55 üniversiteye gidip gençlerle buluştuk” dedi.

Panelin diğer konuklarından Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı Süleyman Arslan TİHEK olarak 2018’de bin civarı başvuru aldıklarını söyledi. Kişisel Verileri Koruma Kurulu Başkanı Faruk Bilir ise konuşmasında vatandaşların, ulusal koruma mekanizmalarını etkin kullanıp kullanmadıklarının sorgulanması gerektiğini ifade etti.